Kayıtlar

Temmuz, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ekonomik Gerçekler İstatistik'te Gizlidir...

     Yaprak takvimlerini birer birer koparırken fani dünyada kendi adıma hiçbir değişiklik göremiyorum. Belki de hayatımın son üç aylık yaz tatilini yaşıyorum ama doyasıya bir rahatlık içinde değilim. Telefon her daim gözümün önünde 0212 ile başlayan numaraların beni arayıp "iyi günler Murat Koçhan ile mi görüşüyorum X şirketinden arıyorum" demesini bekliyorum. Hemen sesimi inceltip bir beyefendi gibi konuşmaya başlıyorum  her halde ilk izlenime önem vermekten olsa gerek. Bu hissi yaşayan bir tek ben değilim benim gibi binlerce üniversite mezunu bu stresi yaşamak mecburiyetinde. Eskiden aileler çocukları üniversiteye yollamanın verdiği rahatlıkla 4 yılın bitmesini ve çocuklarının donanımlı bir şekilde işe başlayacağı günü beklerdi. Ne olsa yaparımın yanında ne de olsa diploma sahibiyim de diyebiliyordun. Bugün Türkiye üniversite sayısı bakımından İngiltere'yi de geçmiş bir durumda. Fakat gelin görün ki üniversite mezunlarından 3'te biri işsiz...     ...

Hayaldi Gerçek Olacak mı !!

           Güzel bir  uykudan sonra insanın kafasının dağılması,zihnen ve bedenen rahatlaması kadar güzel bir şey yok.Bir süreliğine bu rahatlığı yaşadıktan sonra tekrar gerçek dünyaya dönmek biraz acı verici oluyor;ama zaman akıyor bir şeyleri değiştirmek bizim elimizde...             Uzun bir aradan sonra İstanbul'a yeniden dönmek ve eski arkadaşlar ile beraber olmanın tadı bambaşka oluyor. Her yıl biraraya geldiğimizde koskoca bir yıl nasıl geçmiş deyip hayıflanıyoruz. Bir zamanlar her istediğimizi yapamıyoruz,istediğimiz vakitte dışarı çıkamıyoruz diye annelerimizle az didişmezdik."Bir an önce büyüsem de  kendi kararlarımı kendim versem" demeyenimiz yoktur. Evet büyüdük, ne değişti hayatımızda,kendi kararlarımızı verecek yaşa geldik.Hatta kimi arkadaşlarımız evlendi,çocukları olanlar bile var. Kimileri okulu bitirdi ve hemen iş hayatına atıldı.Artık eskisi kadar birbirimize vakit ayıram...

Hangi Demokrasi

      Demokrasi, üzerine çokça konuşulup yazılan hatta uğruna katliamlar yapılıp milyonlarca insanın kanının döküldüğü bir düşünce, ideoloji bir çok şey diyebiliriz. Her an her gün tv'lerde, yazılı medyada yer bulan bu konu hakkında bende bir şeyler yazmak istedim...       Antik çağdan günümüze filozoflar ile başlayan bu fikir akımı Roma'da dikkate alınmış, Rönesans'da üzerine eserler verilmiş ve Fransız ihtilali ile zirve yapmış diyebiliriz. Yani bugün yaygın kanı ile söyleyecek olursak demokrasi sonu olmayan bir yolculuk ve her geçen gün gelişmekte olan bir yönetim biçimidir. Bu kanıya  herkes doğrudur diyebilir ama bana pek de inandırıcı gelmiyor açıkça. Tarih kitaplarında okuduğumuz üzere demokrasiyi sınıflandırıp saf demokrasi, temsili demokrasi gibi ayrımlar yapıyorsak demek ki geçmiş daha demokratik bir yapıya sahipti. Şimdi bu sözün üzerine skolastik düşünce, cahiliye döneminde yaşayan bir insan topluluğu nasıl olurda demokrasi ile yönetili...

Düşünmeden Edemiyorum

          Tuhaf bir ruh haline bürünmüş durumdayım. Kendimi ne rahatlamış ne de stresten patlamış gibi hissediyorum. Sanki araftayım. Böyle bir ruh haline bürünmüş olmamım sebebi belki de geleceğe dair belirsizliktendir. Artık sorumluluktan, gerçek yaşamdan kaçma imkanım yok. Çocuk değilim, şefkatli ellerin başımda gezdiği cebime harçlık koyup dilediğimce harcayabileceğim bir dönemde de değilim. Ayaklarımın üzerinde sapasağlam durup esen rüzgarı karşıma alma zamanım geldi. Peki ben bu rüzgara karşı koyabilecek güce ve inanca sahip miyim orasına henüz karar veremedim...            Birkaç haftadır yeni bir mezun olarak işverenlerin kapısını çalıyorum. Nedense bulunmuş olduğum mülakatlarda heyecandan eser yok...Bunun sebebi kendime olan güvenim veya iş bulamam diye bir kaygının olmamasından da kaynaklanmıyor. Sadece kafamda bazı çelişkiler var. Ülke ekonomisi bu kadar iyi olmasına rağmen (iddia edilene göre) GSYİH tavan yapmış, ihra...

Sistem'e Bir Bakış

       Güneş ışıkları penceremin kenarından gözüme vururken İstanbul'da güneşli ve bir o kadar da sıcak bir günün olacağının habercisiydi bu durum. Henüz tam olarak alışamadım evimde uyanıp kahvaltı yapmaya, her üniversite öğrencisinin mezun olup temelli olarak eve dönüşünden sonra yaşadığı rutin duygular olsa gerek benimkilerde.         Büyük bir hevesle; kendime yeni bir hayat,daha özgür bir yaşam kuracağım hevesi ile terk ettiğim evime yine büyük bir hevesle geri döndüm. Tabi bu sefer şartlar ve koşullar benim aleyhimeydi. Dile kolay 5 yaşımda iken adım attığım okul yaşantıma 17 yıl sonra veda ettim.17 yıl koskoca bir ömrün dörtte biri okul sıralarında dirsek çürüterek yitip gitti. Yitip gitti diyorum çünkü bu 17 yıl bana pek de farklı şeyler katmadı. Tekrar etmek bilginin kalıcılığını sağlar fakat eğitim sistemi bize tekrarı değil ezberi dayattı. Çok şükür diyorum bu çileli günleri geride bıraktım;çünkü yarının ne olacağı belli değil. Eskide...

Kendi Kendime...

     Çok şükür üniversite hayatıma da noktayı koydum,ama öğrenim hayatım devam ediyor.Üniversiteye gitmeden önce hep izlediğim filmlerin ve okuduğum kitapların etkisi altındaydım.Üniversiteye gireceğim,yeni insanlarla tanışıp,farklı düşünceler edineceğim,yeni fikirlerin etkisi altında yeni ufuklara yelken açacağım.Çok iyimserim değil mi hakikaten gerçek hayat ile filmlerin bir olacağını düşünecek kadar safmışım.       Aslında eleştiremiyorum da bu durumu herkes kendine göre haklı.18 yaşında hatta 25-26 yaşında bile anca üniversiteyi kazanabilen insanlar Türkiye'nin farklı yerlerinde bir araya geliyorlar;amaç nedir okumak mı yok hayır zannetmiyorum.Okumak zevk işidir,bir zanaatdır,her satırda her kelime de farklı bir ruh haline bürünür farklı bir kimliğe sahip olursunuz.Peki neden okumayı sevmiyoruz? Sanırım bu sorunun cevabı gayet net.Ne okuyacağımıza bile biz karar veremiyoruz. Her şey piyasa şartlarına göre gerçekleşiyor. Çocuk iken bir futbolcu, pop yı...