Kayıtlar

Eylül, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Zamansız Bayramlar...

        Bir bayrama daha kavuşmanın sevincini.....Yok abi bu yazı yine karamsar ve bir o kadar da isyankar olacak. Hangi ara namazı kıldık , hangi ara kurban kesildi demeye kalmadan kavurmalar midemize oturmuş , keyif çayları içilmiş , hal hatırlar sorulmuş. O da yetmemiş hararetli tartışmalarla memleketi kurtarmışız. Murat'cım sende biraz kilomu aldın ne? Çok karamsar görüyoruz seni hep isyan hep isyan? Genç yaşında çalışacaksın ki yaşlılığında rahata eresin. Düşüncelerin sana kalsın , sen öyle ulu orta yerde fikirlerini beyan etme herkes nasıl yolunu buluyorsa sen de yoluna bak be oğlum...           Evet çok şükür bir bayram daha yaşandı bitti saygısızca. Bayram dediğin çocuklara bayram arkadaş ; etin nereden geldiğini bilmeden  , aman şekerim çıkar demeden tatlılara gömülmeler , el öperek ganimete konmalar... O zaman biz ne s.kime büyüdük arkadaş. Elalem çocuklarını bir bir evlendiriyor , takıyor takıştırıyor, tatillere çıkıyorlar ...

Murat Hayaller Ülkesinde...

Resim
         Güneşin bile sabah doğacak takati yok iken , bir çalar saat sesi ile uyanıyorsun. Yorgunluktan , bezginlikten , hayal kurmaktan şişmiş gözlerle aynada kendine bakarken , bir anlam arıyorsun yüzünde. Öğrenci olduğun günler geliyor aklına , annenin şefkatle titreyen sesiyle , kimi zaman öperek uyandırdığı sabahlara özlem duyuyorsun.            Her geçen gün sanki hayat daha bir çekilmez oluyor. Güzel günlerin bizi beklediğini hayal ederek avunuyoruz. Halbuki geçmişe özlem duymadan geçen tek bir günümüz de yok, kaybettiklerimizin yerini dolduracak insanlar da... Bazen çocuk kalsaydım hep diyorsun; kıskançlıkların , kavganın gürültünün , şıpsevdi aşkların , kanayan yaraların çabuk unutulduğu günlere dönmek istiyorsun. Hem de çok istiyorsun. Çünkü kocaman adam olduğunda kederinde ağlayan, sevincinde gülen insanların hangisinin samimi olduğunu bilemiyorsun.            Bir de günümüzün popül...

Hasret Kokan Kelimeler...

Resim
    Uzun uzadıya anlatmak ister ya hani insan kendisini. Annesinin sıcak bir poğaçayı sardığı mendil gibi muhafaza eder kelimelerini. Yolluk yapar kendisine düşüncelerini. Çünkü her an hazırdır geri dönülmez yolculuklara. Bir çekmecede saklıdır , boynu bükük sevdaları. Arada beyaz kağıtlara  karalarsın isimlerini. Mürekkebin bittiği yerde gözyaşın ile tamamlarsın. İşte böyle beter bir şeydir düşüncelerin kimsesizliği. Ne kimsenin yaşantısını beğenirsin  ne de kendine uygun bir yaşantı bulabilirsin.      Zaten ne beklersin ki hayattan. Gelirken ne getirdin , giderken ne götürebilirsin. Baban bile seni anlamaktan aciz iken veya sen anlatacak kelimeler bulamazken , bekleme başkalarından seni anlamalarını.       Bir gün gerçekten bir kızı sevmek zor gelmediğinde , sonunu getirebilecek cesareti kendinde bulabildiğinde durma... Yasemin kokulu kaleminden çıkan şiirleri karalara tertemiz sayfalara. Ocakta pişen çorbanın , balkonda asılı d...

Cehaletin Başladığı Yerde Umutlar Biter...

          İşe başladığım günden beri ne ekonomi üzerine ne de siyaset üzerine yazı yazar oldum. Biraz olsun haddimizi bilmek lazım diye düşünüyorum. Gerçi burası Türkiye ; Rasim Ozan Kütahyalı'nın spor eleştirmeni , karısı olacak döl israfının entellektüel , Acun'un medya patronu , börekten anlayan kadının bakan olduğu ülkede herkes herşeyi bilebilir.            Sanırsam çok fazla okumaktan, düşünmekten ve empati kurmaktan dolayı  lanet , sevimsiz , çok bilmiş bir insan olmaya başladım. Çevremde o sevdiğim insanların sığ görüşlerini ve cehaletlerini gördükçe artık katlanamıyorum. Sosyal medyada asparagas haberlere itibar eden, kulaktan dolma bilgilerle bilgiçlik taslayan, öğrenci iken okumaktan nefret edip şimdilerde derviş gibi davrananları gördükçe ister istemez iki söz etmeden duramıyorsun. Güzelim memleketin cahil insanları ; bilgi sahibi olmadan fikir sahibi oldular ya.  Bilmediğini bilen bilgisizdir , bilmediğinin...

Güneşin Batışında , Denizin Kıyısında...

Resim
            Zar zor kurduğumuz hayatı kendimize yakıştıramıyorduk, diyordu bir şair. Emekleyemeden koşmaya başladığımız bu dünyada çok engele takılıp düştük , dizlerimiz parçalandı , gözümüzden yaşlar aktı , hayallerimiz suya düştü , sevdiğimiz kız terketti belki de hiç bize ait olmadı. Bunca kalabalığın içinde hep yalnız kalmayı yeğledik.  Çünkü nasihate değil , bir parça huzura ihtiyacımız vardı.             Hayatta artık geri dönülemez bir noktaya geldiğimiz olur , bazen daha da ileriye gidemeyeceğimizi düşünürüz ve genelde öyle olur. İşte o noktaya geldiğimizde olanı biteni sessizce kabullenmekten başka çaremiz yoktur. Bu yüzden hayatta kalmayı başarırız öyle değil mi? Her hafta sonu mutlaka boğazın karşısında bir bankta oturup elimde kitabımla manzarayı seyrederim. Arada arkama dönüp o güzelim evlerde oturan şanslı insanları da hayal etmeyi unutmam tabi ki de. Keşke göründüğü kadar güzel olsa memleketim.   ...