Kayıtlar

Ağustos, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Zincirlerini Kıramamak...

       Her insan mutlaka görünmeyen zincirler ile olduğu yere bağlanmıştır. Kimileri bunu çok geçmeden kırıp serbest kalmış, kimileri her geçen gün zincirlerine bir yenisini eklemiştir. Ben bugün her geçen gün zincirlerime bir yenisini daha ekleyen birisi olarak içimdekileri dökmek istiyorum...        Herkes yaşadığı toplum içinde farklı ve özel olduğunu düşünür hatta kimileri bunu iddia eder. Bu kişiler aileleri tarafından bu tarzda yetiştirilmişlerdir. Her zaman elindeki ile yetinmeyen, özgürlüğüne düşkün, özgüveni yüksek, kendi başına ve rahat hareket etmeyi seven, birisine ve bir yere bağlı kalmayan bu insanlar kendilerince farklı olurlar hatta bunların çoğu hayatta bu farklılıklarını başarıya çevirmesini de bilir. Ben kendimi bu kategoride göremiyorum maalesef.        Bilmiyorum az sonra anlattıklarımdan sonra beni kendisine yakın hisseden olacak mı ama genelde bizim toplumumuzda bizler böyle yetiştirildik. Hep belli ...

Görünen Ekonomi Yaşanan Ekonomi...

    Okul bittiğinden beri ekonomiden uzak kaldığımı düşünüyorum. Gerek blog sitelerini gerekse haber programlarına göz atmaz oldum. Eee haliyle 4 yılın verdiği yorgunluk ve bıkkınlık biraz kafamı boşaltmama sebep oldu. Biraz ara vermenin vermiş olduğu zihin açıklığı ile tekrardan ekonomi hakkında yazılar yazmaya karar verdim. Bilgileri taze tutmak gerekiyor...Dünden bugüne bir değerlendirme yapmak istedim kendimce kafamda ölçtüm biçtim ve sizlere sundum.        İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra yeni kurulan dünya düzeninde birçok yeni ülke haritaları çizilmiş, savaştan çıkan ülkeler yaralarını sarmaya başlamış ve kısa zamanda kalkınma ve büyüme yarışına girişmişlerdi. Büyük Buhran'dan Roosvelt'in Keynesçi politikaları ile kurtulan ABD sahip olduğu ihraç fazlası ürünleri Avrupa ve gelişmekte olan ülke pazarlarına sunmaya başladı. Alım gücü olmayan ülkelere satınalma gücü transfer etti. Ve yaptığı hamlenin meyvesini 50 yıldır toplamaya devam ediyor. Girmiş ol...

İktidar olma, MUHALEFET ol...

     Gecenin geç bir saati blog sitelerini dolaşırken yine düşüncelere dalmışım. Ve maalesef yine sistemi eleştirmek geldi içimden. Diyebilirsiniz ki hep eleştiri hep eleştiri nereye kadar ama bu kadar güzelliğin içinde bu kusurlarda insanın bırak gözüne batması bildiğin delip geçiyor.        Üniversiteden mezun olmadan önce haberlerde hep duyardık her üç üniversite öğrencisinden birisi işsiz, işsizlik rakamları son üç ayda tek haneli rakamlara düştü, kişi başına düşen milli gelirimiz arttı, merkez bankasının dolar rezervleri tarihi rekor kırdı, 2023'de en büyük 10. ekonomiyiz, demokrasi yolunda yetmez ama evet, üniversite sayısında İngilizleri geçtik, ülkeye gelen doğrudan yatırımlar arttı vb. birçok haber hergün bir kulağımızdan girip ötekisinden çıkıyor. Aklımızda ise kısaca önemli satırbaşları kalıyor. Şimdi felaket tellallığı yapmayacağım fakat gözü açık rüya görenler gibi şakşakçılık da yapamam sıradan bir vatandaş olarak içimden gelenleri say...

Hayat Mücadelesi Devam Ediyor...

    Zaman ellerimin arasından akıp giderken  anılar gözlerimin önünden film şeridi gibi geçiyor. Hangi ara büyüdük, iş güç sahibi olacak yaşa geldik. Ah ah bir zamanlar gözyaşları içinde bir an önce büyüyeyim özgür olacağım, mutlu olacağım diye haykırıyordum. Hay senin kedi canını :)          Hayat düdüğü çaldı ve zorlu mücadele başladı. Evet tam olarak böyle oldu. Hayat bizim için oldu olası bir mücadele değil miydi zaten. Bir zamanlar birbirini seven iki insan evlendi ve çocuk yapmaya karar verdi ve akşamına mücadele başladı. Dile kolay milyonlarca spermin arasından galip geliyorsun ve ana rahmindeki 9 aylık hücre hayatın başlıyor:) Her dönem bizim için zordu kim kolay diyebilir ki evet belki bugün geriye dönüp baktığımızda biz bunlar için mi ağlayıp sızladık diyebiliyoruz ya anı yaşarken nasıldı...Okumayı öğrendik diye hocamızın taktığı kurdele ile gururlanır, sünnetin ertesinde erkek olduk diye önüne gelene çükümüzü gösterir havalanırdık. K...

Eğitim Cehaletimi Aldı Eşeklik Baki Kaldı :)

        11 Ayın Sultanı evlere teşrif edip soframıza bereket kalplerimize sevgi getirdiğinden beri bütün günüm yatarak ve kitap okuyarak geçiyor. Aslında bu durum benim canımı pek sıkmıyor, çocukluğumdan beri kendimi odama kapatıp kitap okuyarak farklı masal dünyalarına dalmaya bayılırım. Bir aylık süreç içerisinde uzun uzadıya düşünme fırsatım oldu. Şimdi ne olacak alışmışım sabah erken kalkıp okula gitmeye, her defasında bir dönemi daha bitirip tatile girmeye ve sil baştan yeniden başlamaya. Aile büyükleri ile başbaşa kaldığınızda hepsi haklı olarak "ee evlat noldu şimdi ne düşünüyorsun? Bak bence... "ile başlayan nasihatler ve onlara beğendiremediğim düşüncelerim. Dertler derya olmuş bense bir sandal derken İbo abi tam yerine parmak basmış.         Şimdi çevremdeki insan profillerini anlatmak istiyorum ve en nihayetinde benden bir cacık olmayışı: Lise döneminde inek gibi ders çalışıp Türkiye standartlarında çok iyi üniversiteleri kazanm...

Babalar ve Oğulları

    Zor zamanlardan geçiyoruz. Kim geçmiyor ki aslında, sorsanız herkes perişan kendi derdimize düşmekten ne olmuş ne bitmiş haberimiz yok. Dünyaya birileri gelirken, birileri ebedi yolculuğa yelken açıyor. Bir gün ailecek bir araya gelip yeni gelen üyeye merhaba derken, ertesi gün bir diğerini yolcu etmek için yas tutar oluyoruz. Hayat, dengesinin hassas olduğu bir terazi ise kantarın ucunu kaçırmamalıyız işte o zaman mutluluğunun ucundan tutabiliriz belki...      Bugünlerde melankoli halinde etraflarda dolanıyorum. Bakıyorum ama görmüyorum sanki; nedir asıl olan görünen mi yoksa arkasında gizlenen mi?  Hayatta her şeyi kitaplardan öğrenemeyiz bazen kitap gibi okunacak insanlar lazımdır bize bunlar en yakınlarımız da olabilir hiç güvenmediklerimiz de yeter ki okumasını bilelim.Her erkek evladın babası ile özel bir ilişkisi vardır benim de böyle bir ilişkim yok dersem yalan olur ama gerçekten bizimkisi sıradışı biraz. Hani babalarımızdan genelde duyarız ...