Kayıtlar

Ekim, 2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

DIŞ TİCARET GÜCÜ

    Dış ticaret üzerine artan ilgim bu konu hakkında beni daha çok okuma ve araştırma isteğine itti. Bu yazımda kendimce coğrafi keşiflerden bugüne evrim geçiren ve gelişen dış ticareti dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım.      Osmanlı Devleti'nin ekonomik olarak gücünü kaybetmesine sebep olan Coğrafi Keşifler Avrupalı ülkelerin  gücüne güç katmasına ve Osmanlı hegemonyasına karşı çıkmasına sebep olmuştur. Avrupalı devletlerin bugünkü ekonomik yapılarının oluşmasına zemin de hazırlamıştır bu olay. Değerli madenleri taşımak, onlara ulaşmak, dış ticareti artırmak amacıyla güçlü deniz filoları ve ordular kurulmuş. Artan dış ticaret hacmi zamanla rekabete dönüşmüş ve ülkeler arası mal transferi yanında emek transferi de yaşanmaya başlamıştır. Peki keşfedilen yeni kıta ve değerli madenler Avrupa halkına hep refah ve bolluk mu getirmiştir. Tabii ki de yan etkileri görülmüştür. Değerli maden akımı ile Avrupa'da ortaya çıkan pahalılık köylüleri fakirleştirmiş...

Vatan Böyle Sağ Olmasın !

       Ne zamandır askerlik üzerine düşüncelerimi aktarmak istiyordum. Malum son aylarda bir çok kardeşimiz şehadet şarabından içip aramızdan ayrılırken, klavye delikanlıları buna bende dahilim şehitlerimizi trend-topic yapıp üzerimize düşen görevi yerine getiriyoruz. Ondan sonra da bu ülkede bir şeylerin yolunda gitmesini bekliyoruz. Bu ülkede her konunun uzmanı vardır maşallah. Sabahları Türk insanı ne giyse diye program yapılır, öğlenleri Müge Anlı dedektifçilik adı altında kendini tatmin eder, akşamları kimi kanalda siyaset tartışılır kimi kanalda da spor programları vardır. Ama o spor programlarında sunucular da savaş muhabiri gibidir her an her şey olabilir stüdyo da. Bu ülkede olunmayacak bir şey varsa bence bu kesinlikle askerliktir. Şimdi kendi bakış açım ile izah edeyim...          Bu ülkeyi Osmanlı hantallığından ve vurdumduymazlığından , aynı zamanda düşman işgalinden kurtaran asker. Bu asker gitti bir de haddini aştı Cumhuriye...

Sosyalizm'den Liberalizme Yolculuk

 Son günlerde okuduğum bir kitap var. Andrey Heywood tarafından yazılmış "Siyasi İdeolojiler" kitabı geçmişten günümüze bütün siyasi fikirlerin tarihçesini, nereden çıktığını, yapıtaşlarını, neler vaad ettiğini ve hangi sonuçları verdiğini gayet güzel bir şekilde anlatmış. Bende bu okumanın üzerine kitabın bana düşündürdüklerini sizlerle paylaşmak istedim.  Tabii ki siyasi ideoloji denince ilk akla gelen kavramlar; sosyalizm, komünizm, liberalizm ve liberalizmi ilke edinmiş ekonomik yapı kapitalizm...Ben özellikle Sosyalizm ile Liberalizm arasındaki mücadeleye değinmek istiyorum   Sovyetler Birliği'nin dağılması ile birkaç ülke istisna dünyanın her yanında liberalizm ve kapitalizm hakim olmuş. Gerek toplumsal gerek ekonomik çevrede gün geçtikçe etkisi artmaya da devam ediyor. Liberalizm deyince bireyci,akılcı, adaletten yana, hoşgörünün hakim olduğu ve farklılıkların desteklendiği bir siyasi görüş akla gelir. Karl Marx ömrünü sömürüye ve adaletsizliğe karşı harcam...

Emek, İstihdam ve Dış Ticaret Üzerine

       Emeğin yani daha çok ifade ettiğimiz şekli ile işçinin durumu yüzyıllardır tartışılagelen bir durumdur. Karl Marx, Engels, R.Luxemburg ve birçok teorisyen işçinin ekonomideki ve toplumdaki rolünün bu kadar önemli olmasına rağmen pastadan aldığı payın adaletsizliğine değinmişlerdir. Özellikle Karl Marx ile başlayan süreç zamanla siyasileşmiş, halk hareketine dönüşmüş.         Bugün dünyanın her yerinde bir işçinin emeği karşılığı elde etmiş olduğu ücreti onun satınalma gücünü oluştururken; işverenin elde ettiği kar ise onun hem satınalma gücünü hem de yatırımlar ve lüks yaşamı için bir fon oluşturur. Bundan dolayıdır ki dünyada giderek gelir dağılımı adaleti bozulmaktadır. Bundan yüzyıl önce de işçilerin aldıkları ücret sadece geçimlerini sağlamaya yetiyordu bugün de böyle. Fakat değişen önemli bir şey var. Kitle üretimi, globalleşen dünya, kapitalist ekonomi bireyleri aktif bir tüketici haline getirmiş. Sürekli artan bu tüketimi karşılay...

Son(bahar)...

       Tuhaftır ama hayat plan yapmaya gelmiyor. Rahat ve serbest bir aile de yetişmedim ama hayatım boyunca kendi kararlarımı kendim aldım. Doğrularımla övündüm, yanlışlarımdan ders çıkardım; sağolsun ailem  her kararımda bana destek oldu. Ve öyle böyle eli ekmek tutacak bir adam oldum. Şimdi ise sonbahar rüzgarında savrulan ince bir yaprak gibiyim. Rüzgar beni nereye götürürse...         Bu yaşıma kadar babam bana hayata dair en ufak bir tüyo bile vermedi, sadece kenarda oturup bana seyretmemi söyledi. Kolay değildi hayat, ne kadar dürüst olmaya çalışırsan o kadar batağa çekiliyorsun, kendi ayaklarının üzerinde durmaya çalıştıkça çelme yemeye devam ediyorsun, sözünün eri olmak isterken tükürdüğünü yalamaya mahkum olabiliyorsun. Ama yine de adamlığından bir şey kaybetmiyorsun. Niye mi çünkü bir hiç uğruna değil bunca şey eve bir parça ekmek götürebilmek için. 3 aydır evde oturmuş, mutlu olacağım, sabahları koşarak gidebileceğim bir iş ara...

AK PARTİ'NİN ENDİKASYONLARI

  Malum Pazar günü iktidar partimizin 4.Olağan kongresi yapıldı. Gerçekten büyük bir gövde gösterisi idi. Yabancı basının akredite olması, yabancı devlet adamlarının kongrede hazır bulunması, Türk siyasetinde tabiri caizse küçük takımların büyük golcüleri diyebileceğimiz kişilerin Ak Parti'ye katılması, binlerce kişinin hınca hınç doldurduğu bir salonda Başbakana sevgi seli gösterilmesi evet bunlar güzel görüntülerdi. Bir ülke bir adım daha ileriye gidecekse bu siyasilere olan güvenin gösterilmesinden geçer. Tabi ki siyasiler bunu istismar etmez ise...Şimdi yine eleştiriye başlayacağım, tabi böyle olunca beni eleştiren arkadaşlarıma şunu da söylemek isterim maalesef ne sağcı ne de solcu olabildim. Ülkeye tek bir çerçeveden bakamıyorum. Yani sıradan bir vatandaş olup hele de biraz eğitim almışsan devlet büyüklerin bu söyledikleri ve yaptıklarından sonra eleştirmemek elde değil. O zaman başlıyorum Pazar günü Olağan kongerenin bana düşündürdüklerini açıklamaya...     ...