Kayıtlar

Ocak, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hayatın Anlamını Ararken...

           Blog da bundan sonra daha sık yazılar yazmayı düşünüyorum. Aslında eski günlerime nazaran kendime daha az vakit ayırabileceğim fakat artık yazacak çok şeyim var. Geçen gün oturdum, 6 ay boyunca neler yaşadım, neler konuştum, neler yazdım geriye dönüp bir düşündüm. İşsizlik denen şey insanı ne kadar da karamsar yapıyormuş. Şimdi ise kendimi biraz zorlasam heralde hayata dair pembe bir tablo çizebilirim. Kısa süreç içerisinde şunu anladım ki insanlar gerçekten aciz varlıklarmış. Üç kuruş para bırakın beni, 60 yaşındaki adama bile U dönüşü yaptırır.              Şimdi bundan sonra ne yapacağım diye düşünüyorum. Karakterimden, insanlığımdan feragat edecek miyim? Yoksa daha düzgün bir insan olmak için somut adımlar atabilecek miyim? Bu soruya gerçekçi bir cevap vermekte oldukça zorlanıyorum. Kime göre nasıl bir insan olacağım orası da önemli. O yüzden her şeyi bir kenara itiyorum. Korkmak yok, başarısız olursa...

Başlangıçlar Güzeldir...

          Gözlerimi kapadım ve derin bir nefes aldım. Bilmediğim bir kurum, tanımadığım insanlar, yapmadığım bir iş ve yenemediğim heyecanım...Döner kapıdan içeri girdim. Benim gibi kuşkulu gözlerle etrafını kolaçan eden onlarca kişi. Kimse belli etmeye çalışmıyor ama herkes aynı düşünce içerisinde. Bir acaba ile girdikleri kapıdan karşılarına neler çıkacağını bilememenin kaygısı var. Benim gibi bir yerden başlasam iyi olur diyenler de var, bu benim son şansım elimden geleni yapmalıyım diyenler de. Böyle bir ortamda düşüncelere dalmışken kendimi konferans salonunda buldum.            Her zaman yaptığım gibi etrafıma bakmadan en arkaya ve en uç köşeye oturmayı tercih ettim. Aslında direkt kalabalığın ortasına oturup kendimi tanıtabilir, tatlı bir telaş içinde muhabbete başlayabilirdik. Fakat yine görünmeyen zincirlerim beni engelledi. İşi kabul etmiştim, geri dönüş yoktu. Ortamı beğenmedim, insanlar düşündüğüm gibi çıkmadı deme lü...

Aşırı Isınma, Balon Etkisi ve Ucuz Hayaller...

      Uzun zamandır ekonomi hakkında yazı yazmadığımı farkettim. Köreldiğimden veya söyleyecek bir sözümün kalmamasından değil, gündemin her saat değişmesinden haliyle bende nelere kafa yoracağımı şaşırdım. Bir yandan hali hazırda işsizliğim devam etmekte, bir yandan büyüyen Türkiye'de kendime yer bulma gayreti ister istemez uzaklaştım bu konulardan...      Başlıkta da görüldüğü üzere üç kavramdan ve 2 kesimden bahsedeceğim. Bir tarafta profesyoneller ve zengin işverenler ile diğer tarafta ucuz hayalleri olan işgücü. Evet bu iki tarafın psikolojik hareketleri ile koskoca bir ekonomi nasıl döndürülüyor dilim döndüğünce açıklamaya çalışacağım.      Türkiye, Turgut Özal'ın öncülüğünde serbest piyasa ekonomisine ve liberal özgür bir dünyaya teslim oldu. Şahsen benim düşüncem bu yönde. Her ne kadar ben o günleri görmemiş olsam da hepimiz çok iyi biliyoruz ki bu ülke gerek ekonomik özgürlük ve refahtan gerekse de demokratik özgürlük ve haklard...