Kayıtlar

Mart, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Paradigmanın İflası

               İnsanlar imtiyazların son bulmasını, onlara karşı yapılan ayrımcılığın ilgasını, hakların eşitliğini, adil bir gelir dağılımını istiyor. Kürtler, Türkler yıllardır bu hakları elde edebilmek için her türlü işkenceye, haksızlığa mağruz kaldılar. Ama bunu fırsat bilip bundan siyasi bir imtiyaz kazanmak isteyenlere ne demeli. Böl ve yönet. Böl ki zenginleşsin insanlar; böl ki insanları kolay kandırabil, kafaları karışsın ve adalete olan güven tamamen kaybolsun.                   Başkanlık sistemini tartışıyoruz. Parlamenter sistemi beğenmez olduk. Demokrasiyi daha ileriye götürmek için şart olmuş. Monarşi neydi bir insanın egemenliği değil mi? Peki demokrasi neydi, milletin egemenliği değil mi yani 550 milletvekilin egemenliği.  Bu egemenlik yasaların veya aklın değil sadece tutkuların egemenliği. İnsanlara özgürlük, hukuk, mülkiyet hakkı verildiği söyleniyor. Sokaklarda asayi...

AŞK MEŞK BANA GÖRE DEĞİL...

         Hep merak etmişimdir birine aşık olmak, düşünmeden sevmek nasıl bir şey diye. Hala daha merak ediyorum. Böyle bir duyguyu tatmamış olmam beni bu konuda cahil yapar mı zannetmiyorum ya...Sevgilisinden 17 kez ayrılıp, 18 kez barışan, 30 kerede facebook da ilişki durumunu güncelleyen adam kadar vahim bir durumda değilimdir. Ama ne bileyim abi sevgilim olduğu zamanlarda bile bir kıza içimden gelerek sevgilim diyemedim. Çünkü biliyordum ki zamanı gelince bitecekti. Lanet olsun bu kadar da makul bir adamım işte :)              Kendim ile bazen alay ederim aynanın karşısına geçip. Ne olurdu yani şöyle kızların ilk kez görünce bir kez daha bakacağı erkeklerden olsam. Sağolsun bazı arkadaşlar teselli ediyor, abartma canım o kadar da değil diyorlar ama biliyoruz canım gerçekleri her sabah yüzümüzü yıkarken görüyoruz. Neyse ezik psikolojisini geçersek yapım gereği kaynaklanan bir durum olsa gerek.        ...

Bu Müslümanlar Patatese mi Tapıyor?

            Bazen insanların kıçına tekme atmamak için kendimi zor tutuyorum inanın bana. Şunu çok iyi anlıyorum ki insanların gönlünü hoş tutmaya  veya alttan almaya çalışmayacaksınız. Onlara içinizi dökmeyeceksiniz, bırakın sırrınızı paylaşmayı en güzel anınızı bile paylaşmayacaksınız. Çünkü öyle bir an geliyor ki o mutluluğun üstünde bir gölge gibi durabiliyorlar.              Bir konuda hata yaptığımı kabul ediyorum. Herkesi kendim gibi görme hatası. Ben kendim ile barışığım hem de haddinden çok fazla. Bardağın dolu tarafını insanlarla paylaşıp, boş kısmını kendime saklarım. Lafımı esirgemem, olduğu gibi söylerim. Hımm bu bir patavatsızlık mıdır, ukalalık mıdır? Varsın öyle olsun. Siz dua edin alenen yüzünüze ana avrat küfür etmiyorum. Toplum olarak çok düzgün bir toplumuz çünkü. Herkese ve herşeye laf yetiştirir. Kendi doğrularımızı empoze ederiz.                Murat ...

Doğduk, Büyüdük,Yaşlanıyoruz...

          Bu gece kendime yazıyorum. İçimde biriken şeyleri paylaşacağım kimsem yok çünkü beni benden daha iyi anlayacak insan yok. İşte o yüzden aynanın karşısına geçtim ve bu satırları yazmadan önce uzun uzun kendime baktım. Yavaştan kırlaşan saçlarıma, yüzümde ablak duran burnuma ve hiçbir zaman beni yalnız bırakmayan gülümseyişime...            Bir yaşı daha devirdin Murat dile kolay 23 yıl. Düşün bir bakalım arkandan neler bıraktın, şapkanı önüne koy . Yarın seni neler bekliyor, ne var elinde geleceğe dair. Hiçbir zaman şikayet edemedim, sahip olamadığım imkanlar için. Uslu bir çocuk olmaya çalıştım, beladan uzak. Kimsenin kalbini kırmayayım, neşemiz kaçmasın hiç. Hep gülerek görsün dostlarım beni. Hayatın hep olumlu tarafını göreyim istedim. Hep de mutlu oldum galiba; ama kendime söyleme cesaretini bulamadım hiçbir zaman.             Bir hayal kurdum her gece rüyalarıma giren. Yıllarca peşind...

Savaştan Yıkıma, Yıkımdan Yükselişe: Siyasi Deha, Ekonomik Güç

           İzlediğimiz veya okuduğumuz bir şeylerin bizi düşünmeye sevk etmesi kadar güzel bir şey yok. Merak, öğrenme arzusu ve bilmek insanı daha çok okumaya ve yazmaya itiyor. İşte bu yüzden geçen gün NTV'de izlediğim 2.Dünya Savaşı belgeselinden sonra aklıma takılanları ve bende düşündürdüklerini sizlerle paylaşmak istedim. Uzun bir yazı olabilir o yüzden sabırla okumanızı temenni ediyorum.              Tarih ve siyasete merakı olanlar bir de bunların üzerine ekonomi biliminin gerçeklerini eklerse sanırım ilginç ve şaşırtıcı bilgilere sahip olacaktır. Düşünün ki 1. Dünya Savaşı'ndan sonra mağlup olmuş bir Almanya, yeni bir devrim gerçekleştirmiş Rusya, istediğini alamamış ve eski gücünü kaybetmiş bir İngiltere, ulusal kimliğini yeni oluşturmuş İtalya ve Asya'da süper güç olmaya aday Japonya tarihi emellerini gerçekleştirmek için bir rekabete girişsin ve bu rekabet sonucu İkinci Dünya Savaşı patlak versin. Amerika'yı...

Öyleyse...

               Düşünüyorum öyleyse varım! Evet bundan binlerce yıl önce varolma sebebini açıklamış Descartes. Bende düşünüyorum ama genelde bu icraatı gecenin geç saatlerinde yapıyorum. Yani akünün suyu boşaldıktan sonra.                 Aynalarla aram pek iyi değildir. Çünkü her baktığımda olmak istemediğim adamı görüyorum. Saçlarım seyrekleşiyor hatta seyrekleşmekle kalmayıp kırlaşıyor. Gelecek kaygısı ve stres gözlerimin altında yük olmaya başladı. Hangi ara eli ekmek tutan, kendini değil başkalarını düşünen onların geleceği için didinen bir adam oldum. Halbuki daha dün gibi hatırlıyorum, 7 yaşımdayken babamın elimden tutup beni futbol sahasına bıraktığı günü. Üzerimde 10 numaralı Galatasaray forması ile onlarca kişinin arasında top koştururken ne güzeldi o günler. Her gece başımı yastığa büyük bir futbolcu olarak koyuyordum. Peki ya lise yıllarımda. Jack London'ın Demir Ökçe kitabını okuduğumda ülkesi...