Kayıtlar

Nisan, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

KÜRT SORUNU MU? BARIŞ SÜRECİ Mİ?

           Ülke siyasetini ve günlük yaşantısını epeydir meşgul eden bir konuya değinmek istedim bu sefer. Herkesin farklı bir fikre sahip olduğu ve kendi fikrinin doğruluğundan kesin kez emin olduğu bir ortamda Türkiye iki ucu boklu değnek misali bir sürece giriyor kanımca. Belki kökeni yüzlerce yıl öncesine dayanan bu durumu izah etmek kolay olmayacak ama dilim döndüğünce ben de son zamanlarda yaşadıklarımız hakkında fikrimi beyan etmek istiyorum.             Gerçekten basının ve egemen güçlerin (iktidarın ve yandaşlarının) kamuoyunu nasıl yönlendirdiğini çok iyi bir şekilde görebiliyoruz. Ulusal kanallarda her akşam akil insanlar demogoji yapıyor, buna muhalefet olan görüş ise pek dikkate alınmıyor. Cumartesi günü İzmir'de MHP'nin yapmış olduğu mitingi izledim. Merak ettiğim tek şey o anda hangi kanalların canlı yayın yaptığı idi. Söylenenlerin ne önemi var diyenler olabilir ama o gün o meydanda binlerce kişi hatta 1 mily...

VEFA BORCU...

           Doğduğumuz gün Yaradan kum saatini ters çevirdi ve zaman ellerimizin arasından akıp gitmeye başladı. Hayatımın en güzel anlarını ve acı dolu günlerini dün gibi hatırlıyorum. Aklımın bir kenarına kazınmışlar, arada aklıma gelip düşüncelere dalmama sebep oluyorlar.             Babamın beni elimden tutup parka götürdüğü günleri hayal meyal hatırlıyorum mesela. Bir plastik topum vardı sarı renkli hiç unutmuyorum, okulun bahçesinde karşılıklı paslaşırdık babamla. Taa o zamanlar kalbime kazınmıştı futbol sevgisi. Ve yıllarca futbolcu olabilmenin hayaliyle terletmiştim sırtımdaki atletimi. Babam bana karşı olan sevgisini pek belli etmezdi. Uzaktan izlerdi hep ve her yere düştüğümde kalkmam için derin bir bakış atardı. Eskiden arkamda duran o adamın gölgesi bile yeterdi. Şimdi roller değişiyor, babam yaşlanırken ben onu seyrediyorum. Nasıl aksi olduğunu; ama tüm aksiliğine rağmen güldüğünde bizi de güldürdüğünü daha iyi a...

Siyasete Perde Arkasından Bakan Bizler...

         Bugün siyaset üzerine bir beyin fırtınası yapmak istiyorum. Gündem buna oldukça müsait zaten. Tabi fikir beyan edeceğim konularda çok iyi bir bilgiye sahip olduğumu iddia etmiyorum ama kendimce siyasetin  bana neyi ifade etmek istediğini anlatmak niyetindeyim.           Yaş itibariyle son 20 yılda yaşanan bir çok olaya uzaktan seyirci oldum. Sovyetler Birliği dağıldığında 1 yaşındaydım akabinde Körfez savaşı başladığında belki daha yeni yeni yürüyordum. Dağılan Yugoslavya'da Müslümanlara karşı başlatılan soykırım hareketi Srebrenitsa katliamı olduğunda kelimeler ağzımdan düzgün bir şekilde çıkmaya başlamıştı. 28 Şubat sürecinde ilk okula gidiyordum. 2001 Krizi olduğunda bu da nedir demiştim? Babam neden sabahları kalkıp işe gitmiyor diye düşünüyordum. Hele adını ilk defa duyduğum ikiz kulelere terörist saldırılar yapıldığında Allah Allah acaba şimdi ne olacak diye meraklar içerisindeydim.         ...

Modern Kölelik: Ucuz Hayaller, Sahte Zenginlik...

           Her geçen gün hayatın gerçekleri yüzüme çarptıkça yolumda daha dikkatli ve yere sağlam basarak ilerliyorum. Kolay bir süreçten geçmiyoruz. 6 yaşında başlayan bir serüven 22 yaşında sona eriyor. Kimileri hayatın gerçekleri ile çok erken yaşta karşılaşıyor kimileri daha geç. Ama farketmiyor; çocukluktan yetişkinliğe, öğrencilikten iş hayatına geçiş her zaman insan üzerinde strese ve sıkıntıya sebep oluyor. Şu an o stresi ve sıkıntıyı yaşayan birisi olarak sisteme ve düzene karşı bir kamyon dolusu küfür etmek istiyorum.            Merak ederdim o diplomayı neden rulo yapıp verirler diye meğersem sırf bize kolaylık olsun diyeymiş. Buyrun gençler böyle oturun. Elimde ingilizce kitabı ile Bakırköy'de dershaneye giderken gözüme çarpan yüzlerce insan aklımda. Yaşlısından gencine kadar hepsi farklı bir dünyada yaşıyor sanki. Kızlar son moda kıyafetler, bir ton makyaj, beyaz gülüşler ortalığı kasıp kavuruyor. Ergen erkekler...