Kayıtlar

Haziran, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Çocukluktan Yetişkinliğe: Tek Dilek Mutluluk...

         Yaz mevsimi gelmiş, her yer günlük güneşlik, çiçekler açmış, akşamları tatlı esen rüzgar bedenimi rahatlatırken aklıma yine bir şey takıldı ve bu durum içimi kemirmeye başladı. Şu an bulunduğum konumdan memnun muyum? Gelecekte nasıl bir hayat beni bekliyor? Ne kadar önemli biriyim?           Akşamleyin yürüyüş yapmak için mahalleye çıktığımda çocukluğumu ne kadar özlediğimin farkına vardım. Her sabah aynı saatte evden çıkıp okula gittiğim ve okuldan sonra hava kararıncaya kadar mahallede binbir türlü oyunlar oynadığım arkadaşlarım artık yok. Kimisi askerde, kimisi çalışmaktan başını kaldıramıyor, kimisi çok uzaklarda, kimisi beni görünce artık selam bile vermiyor ve birkaçı gencecik yaşında aramızdan göçüp gitti. Sadece arkadaşlarım mı mahallenin güleryüzlü yaşlı amcaları ve teyzeleri artık yok, topumuzun havası indiğinde şişiren dericiler, yaz sıcağında bize dondurma ısmarlayan esnaf abilerimiz de yok. Tek katlı evlerin bahç...

İKTİDARLARIN YAPTIKLARI İCRAAT MI YOKSA SAFSATA MI ?

           İcraat, hizmet denen şey öyle bir şey ki; bir iktidarın elinde kitle imha silahına bile dönüşebiliyor. İmha ettiği ise sıradan vatandaşların masum dünyaları. Hiçbir zaman bir siyasi ideolojiye inanmadım. Ben eşitliğe, özgürlüğe,sosyal demokrasiye, adil gelir dağılımına inanan bir insanım. Bu yüzden solcu olmak zorunda mıyım? Ben aynı zamanda milliyetçi, muhafazakar ve yerine göre liberal politikaları da savunan bir insanım. Peki o zaman sağcı olmak zorunda mıyım? Tabi ki hayır. Ama bizi yönetenler bizden bunu istiyor. Önce talep yaratıyorlar sonra bu talebin gereklerini yerine getiriyorlar. Alan mutlu (iktidar) veren mutlu (seçmen)... Ben bir kaç siyasi saftasadan bahsetmek istiyorum sizlere bugün.                   Safsata 1: IMF'ye olan borcumuzu ödedik, ülkeyi borçtan kurtardık! Bu lafı söyleyen arkadaşlarıma sorsanız daha IMF'nin açılımını bilmezken hükümet safsatalarını savunur olmuş. ...

GEZİ PARKI...

               Tam 5 gündür İstanbul yaşanmaz bir şehir haline geldi. Birkaç yüz tane duyarlı vatandaşın yapmış olduğu sessiz eylemin bu hallere geleceğini kim düşünebilirdi. Hayatımda ilk defa bir eylemde bu kadar bulunmak istedim. Gidemedim evet isteyenler korktu desin, isteyenler klavye kahramanı desin. Ama olaylara hiçbir zaman duyarsız kalmadım.                 Ülkeyi bir yandan ikiye böldüler. Akp'liler ve diğerleri diye bir yandan da birleştirdiler tüm tribün grupları kolkola Taksim için bir araya geldi. Klasik cümleleri tekrar edersek gönül isterdi ki; hiç şiddet olmasaydı. Kaldırım taşları söküldü, arabalar yakıldı, polislere saldırıldı, kamu malına zarar verildi. Hadi bunları yapan insanlar marjinal, çapulcu, akl-ı selim değil. Zaten olmak zorunda da değil. Peki ya devletin aklı başında mı? Ortamı sakinleştirmek yerine nefret tohumları ekmek nedendir? Tamam vatandaşlarım bizde de hata var sizde ...