Kayıtlar

Şubat, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Mutlu Olmak İsteyen Adam...

    Hayatta bugüne kadar hiç mutlu olamamış ama mutluluktan başka bir amacı olmayan bir adamın hikayesine değinmek istiyorum. Hikayeyi çok uzaklarda arama  veya kitapçılarda fazla mesai yaparak kalbime dokunan bir kitabı bulma zahmetine girmedim. Şu hayatta gördüklerim ve göreceklerim belki bana; tutku ile sarıldığım kitaplarımdan daha fazlasını verecek.       Küçük bir çocukken arkadaşlarımla el ele tutuşup dönerdik. Mutluluk dönme dolap gibiydi,  etrafımızdaki büyüklerimiz hayatın tüm acımasızlığına ve rekabetine rağmen bize bakar ve gülümserdi. Bugün tam tersini yaşadığımın farkına varıyorum. Artık lunaparklarda eğlenen değil, insanların mutluluğunu izleyecek yaşa gelen birisiyim. Anlık da olsa gülümsediğim zamanlarda; ki ben her zaman gülümserim. Bunun yegane sebebi benimdir. Ama başarısız ve mutsuz olduğum zamanlarda bunun sebebi hep başkalarıdır. Çok zamanlar babama kızdım. En mutlu olduğum anlarda ya yanımda değildi ya da omzuma sıkıca ...

Güzel Şeyler Çocuklukta Kaldı...

     Hayat toz pembeydi bir kere. Çocukluk en büyük hazineydi belki de biz farkına varamadık. Bir çalar saat sesi ile uyanma derdimiz yoktu çünkü annemiz ya öperek uyandırırdı ya da yanağımızı okşayarak. Kahvaltısız başlamazdık be güne. Sonra hep beraber giderdik okula, güle oynaya. Akşamleyin sofraya büyük bir ciddiyetle oturulurdu. Siyasete olan ilgimiz taa o zamanlar başladı. Enflasyon o zaman da vardı ama cebimizdeki paranın bir değeri vardı. Koalisyon lafı dillerden düşmezdi oysa şimdi devir tek adam devri.       Gel zaman git zaman analarımız adam etti bizi. Çektiler kenara nasihat verdiler, sardık mendile yolluk yaptık kendimize. Kilometrelerce uzağa gittik kitapların peşine. Hayat zormuş insan bir başına kalınca anlıyor. Tutunacak o kadar çok dalımız oldu ki, daldan dala konan kuşlar misali konar göçer yaşadık. Birilerini sevdik farkında değildi, birileri sevdi umrumuzda değildi. Dertler deryaydı biz ise bir sandal...       ...

Martin Eden Gibi : Hayatın Peşinden Koşabilmek...

       Bir günü daha arkamda bırakıyorum. Bir zamanlar yazdıklarıma bakıyorum ve anlıyorum ki; hayatın sunduğu fırsatları farkında olmadan gole çevirmişim. Peki neden formamı çıkartıp sevinçle tribünlere koşamıyorum. Annemin dua etmeyi öğrettiği günden beri her gece başımı yastığa umutlar, hayaller ve dualar ile koydum. Daha iyisini istemedim, daha fazlasını da...Bazı şeylerin büyüsü vardı sadece onlar bozulmasın istedim.         25 yaşındayım, evde oturup kendi kendime felsefe yapmamayı öğrendim. Çünkü babam yıllar önce felsefenin karın doyurmadığını öğrenmişti. Bugüne kadar karşılarına dikilip benim bir hayalim var diyemedim. Ne acıdır, boşa geçmiş onca yıl...Eleştirdiğim sistemin en sadık hizmetkarı olmuşum farkında olmadan. Diploma almak için okumadım okulu, not almak için değil içimden geldiğinde karıştırdım sayfaları. İyi bir işim olursa, iyi bir eşim olur safsatasına zamanla ben de inanır olmuşum.           ...

Ekonomik İstikrar mı?

        İstikrar ülkemizde neredeyse 13 yıldır dillerden düşmeyen bir kelime oldu. Aman istikrar bozulmasın, aman büyüme hızımız yavaşlamasın, aman politik itibarımız zedelenmesin. Çocukluktan yetişkinliğe geçerken bu süreçte bizim ülkemizden kaynaklanan ne bir ekonomik kriz gördük ne de bir savaş. Farklı bir açıdan olaylara yaklaşmak istiyorum.          1990'lı yılların başından itibaren Sovyetler Birliği'nin dağılması ile beraber dünya Amerika'nın neoliberal ekonomi politikalarının etkisi altına girdi. Artık ekonominiz iyi yönetilse de, ülkenin için de huzur ve barış sağlansa da istikrarı sürdürebilmek kolay değil. Çünkü tüm ülkeler birbirine göbekten bağlı. Bağımsız bir para politikası, bağımsız bir dış politika uygulayabilmek zor. İşte böyle bir ortamda Türkiye diğer ülkelere nazaran dengeli bir politika izleyebildi.          Avrupa Birliği kıtada eğitim, sağlık ve refahı adil bir şekilde dağıtmayı ve sürdürü...