Kayıtlar

Kasım, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Belki Bir Gün Hayattan...

Resim
        Sanki bir film sahnesi gibi sararan yapraklar kaldırımlara serpilmiş. Ellerim cebimde, üşümemek için iyice paltoma gömülmüşüm.  Köşebaşında bir Suriyeli , avuçlarını açmış öğrendiği bir kaç kelime ; Allah rızası için çok açız.   Sabahın köründe ekmek parası kazanmak için insanlığımı hangi köşeye bıraktım hatırlamıyorum. Doğmuyor güneş istesemde herkesin üstüne , merhem olmuyor iyi niyetimiz herkesin yarasına...          Zor kadere emanet ettim gençliğimi. Durmayan bir şekilde beyazlıyor saçlarım, gelecek kaygısı sırtıma yük olmuş ve ben güzel günlere hasret prangalar eskitiyorum. Ne zormuş arkadaş çocukluğumuzun masumiyetini bir kenara bırakmak , ciklet parasına mutlu olduğumuz günlerden ; hiç doymadığımız günlere gelmek. Büyüdükçe sadece para değil , insan da harcıyormuşsun onu anladım. İnsan kendisi ile , hayalleri ile ve başkalarının gerçekleri ile savaş halinde. Dayanmak zor olsa da bir ah çekiyorsun, yoluna giriyo...

Bir Hazan Sabahı; Ben , Hüznüm ve Geride bıraktıklarım...

Resim
Bembeyaz ekrana boş gözlerle bakıyorum. Ne yazsam , ne yapsam , ne olacağım , kimle olacağım, nerelere gitsem... Sorular her daim kafamı kurcalarken cevaplar hep bir adım uzağımda. Hayat akışına bırakılacak kadar kısa değil ve ben bunu her sabah aynanın karşısında kravatı boynuma düğümlerken kendime söyleyecek cesareti bile bulamıyorum. İnsan olarak bencil kalabalıktan bir kaçış yolu arıyorum ama farkındayım ki; artık ben de bencilim. Kimseye güvenmek istemiyorum , sevemiyorum , hayallerimi paylaşamıyorum, sevincim kursağımda kalırken , üzüntümü yalnız yaşıyorum.  Hep bir saadetin peşinden koşuyoruz. Yepyeni bir kanepe alıyoruz , tam da bizim ihtiyacımız olan. Mutluluğu renkli desenlerin üzerinde parmağımızı gezdirerek arıyoruz. Bir fincan kahve yudumlarken , hele bir de elimizde o çok sevdiğimiz edebiyat dergisi varsa bu hayatta çok şey bekleme. O küçücük kanepede mutlu mesut otur aşağıya... Popüler kültürden bir kaçış yolu arıyorum, ne kadar kaçmaya çalışsam da kapana s...

Üzeyir İlker'in Anısına...

Resim
        Seni anlatacağım kelimeleri özenle seçmeye çalışıyorum ama olmuyor. O yüzden taşkın seller gibi bırakıyorum cümleleri. Dikecek ağaçlarımız, peşinden koşacak hayallerimiz bir de kuracak yuvamız vardı. Bakma sen aradan birkaç gün geçti , gözyaşlarımı kendime saklayabiliyorum. Ama düşünmeden de edemiyorum be çocuk.            Her bayram bir araya gelen o koca aile artık eskisi gibi olur mu? Yoksa biz de diğer aileler gibi artık cenazeden cenazeye mi bir araya geleceğiz. Hani o bayram sofrasının etrafında bir araya geldiğimizde bizi kim güldürecek. Biz kime arada kendine dikkat et çocuk diyeceğiz. Belki sorgulamamam lazım ama büyüklerimiz diyor ya Allah onu bizden daha çok sevdi diye. Yapacak o kadar çok şey vardı ki? Ne acelesi vardı seni bu kadar erken yanına almak için.              Sonunda hepimiz birilerinin anılarında yaşayacağız diye yazmışsın. Gitmek mi daha zor, yoksa geride kalan...

Türkiye'nin Seçimi...

   Amin Maalouf der ki; İnsanlar bir dinleri oldukları için ahlaka ihtiyacı kalmamış gibi davranıyorlar. Türkiye bunu yaşıyor... Bir seçimi daha geride bırakırken gönül rahatlığı ile şunu söyleyebilirim. Ben önüme bakmaya devam ediyorum. Bu ülkenin çözmesi gereken sorun iktidar değil. Bizi yönetecek insanları seçme özgürlüğüne sahibiz ama muhalefet edecek insanları seçme özgürlüğümüz yok. Çünkü alternatif yok.     Ülke terör batağına batmışken , komşuları ile ilişkilerini sıfırlamışken, ekonomisi durgunlaşmışken, dinimizde zorlama yok iken birileri bir şeyleri zorluyorsa ve muhalefette buna rağmen ilerleme yok ise bu seçimi Ak Parti kazanmadı, Türkiye kaybetti arkadaş. Bir lokma bir hırka, komşusu aç iken yatan bizden değildir, işçinin emeğini teri kurumadan verin, işi ehline verin diyerek iktidara gelenler; şatafat içinde boğuluyorlar. Para toplayıp fakir fukaraya yapılan yardımlarla onların gönlünü kazanmayı büyük marifet sayanlar, İnsanların yoksulluğun...