Kayıtlar

Temmuz, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hayaldi Gerçek Oldu: Neo - Osmanlıcılık...

          Bir İslam aleminin koruyuculuğunu üstlenmediğimiz kalmıştı. Çok şükür hayaldi gerçek oldu. Diğer ülkelerin selameti açısından biz bu Neo Osmanlıcılık rüyasından vazgeçelim. Kim diyor yahu İslam aleminin Türkiye'nin önderliğine ihtiyacı olduğunu. Biz daha 79 milyon insan aynı topraklar üzerinde birliği beraberliği sağlayamamışken nerden çıktı şimdi bu. Burası Türkiye ama; mesela yeterince cami var, biraz okul yapalım dediğinizde auuu kıyametler kopuyor. Vay efendim din düşmanları. Rusya'nın komünist olduğu dönemlerde meşhur bir laf vardı. "Onlar bize maaş veriyormuş gibi yapıyor, biz de çalışıyormuş gibi yapıyormuşuz."  İşte muhafazakar Türkiye'de ise "Onlar Müslümanları düşünüyormuş gibi yapıyor, biz de inanıyormuş gibi yapıyoruz..."            Bakınız sene 2003, Irak'ta 1,5 milyon insanın ölümü, binlerce kadının tecavüzü, yok olan bir toplum ve işkencelere maruz kalan insanların dramı ile sonuçlanan bir savaş. ...

Senden Sonra...

Resim
          Kaç ay geçti aradan,       Resimlerin duvarlarda.       İnan kahkahan hiç çıkmıyor aklımdan.       Bir filme başlarken hep sen geliyorsun aklıma,       Galatasaray sevdamız yarım kaldı,       Sarı dediğimde kırmızının boynu bükük.       Hani biz bitti demeden bitmezdi be çocuk.       Sen çok erken bitti dedin.       Oysa göreceğimiz günlerin heyecanı vardı yüreğimizde.       Mesela iki çay söyleyecektik boğaza karşı       Sen yine şapırdata şapırdata içecektin.       Biliyor musun martılar pas vermiyor sen olmayınca,       Attığım simitler havada kalıyor...       Adını yazmışlar beyaz mermere,       03.11.2015       Bu gidişin dönüşü yok biliyorsun değil mi?       Bilmiyorum çok mu dertsiz duruyo...

İş , Aş , Yerler Yaş...

       Bir zamanlar insanları sevebileceğime inanmıştım. Sanırım yanılmışım. Yani aslında seviyorum ama kısa süreliğine. Sorsak özünde hepimiz iyi insanlarız. İş yerinde sizi çok seven bir yöneticiniz vardır mesela. Herkesin içinde sizi azarlar, yaptığınız işi iyi yaptığınızı mı zannediyorsunuz der. Ben sizin yerinizdeyken 3 kişilik çalışıyordum. Siz de mesaiye mi kalıyorsunuz. Ben eve bile dönmüyordum. En ufak eleştride hemen yüzünüzü asıyorsunuz. Burası babanızın çiftliği değil. Size arkadaş gibi yaklaşmak ile hata ettim. Burada baş çavuşun eşeği mi osuruyor. Ben gittikten sonra yerime gelecek kişi daha mı iyi olacak zannediyorsunuz. Evet bunların hepsini duydum. Hayatın gerçekleri maalesef. En kötü günün mesaisi bile bitiyor. Sanki onca şey yaşanmamış gibi masanızdan kalkıp evinize gidiyorsunuz. İçinizden küfrediyorsunuz. O anki kızgınlıkla sözler veriyorsunuz kendinize. Sonra yavaş yavaş empati kuruyorsunuz. Özünde hepimiz iyi insanlarız diyorsunuz. Ve hayat k...

Bir Başkadır Benim Memleketim...

       Ne olacak bu memleketin hali diye muzipçe soruyorum arkadaşlarıma. Herkesten farklı bir cevap alıyorum. Bir dokunuyorsun bin ah işitiyorsun. Yaşanan bunca süreçten sonra hâlâ daha tükürdüğümü yalayacak kıvama gelmediğim için ayrıca şükürler olsun. Bizim jenerasyonun yolu mutlaka cemaat ile kesişmiştir. Korkmayın korkmayın söyleyin. Darbe girişimi sonrası cadı avı başlamış olsa da sen kendine güveniyorsan korkma arkadaş. Eline ıslak odun alıp askerin üzerine yürüyecek cesaretin varsa doğruları konuşacak da cesaretin vardır elbet.    Nedense bizim okul dönemlerimizde üniversite ve lise sınavlarına iyi hazırlanabilmek için cemaatin dershanelerine gönderilmemiz telkin edilirdi. Çünkü ders çıkışı abilere ablalara gidilir ders çalışılırdı. Tabi bazı aileler için yapılan dini sohbetler, evlatlarının İslamı öğrenmeleri de hoşuna gitmiyor değildi. Biz büyüyüp serpilirken cemaatte büyüdü tabi ki. Devletin aciz kalması mı desem, iş birliği mi desem ne des...

15 Temmuz Darbe mi Tiyatro mu?

           Güzel bir akşam Kuzguncuk'ta kardeşlerimle oturmuş çikolata - çay keyfi yapıyoruz, sohbet ediyoruz. Sonra yan masadan bir müşteri köprüler asker tarafından kapatılmış diyor. Birkaç saniye içinde Ankara'daki arkadaşlar darbe girişimi var diyor. Aynı anlarda Beylerbeyi tarafından araçlar geliyor mahalleye. Beylerbeyi sarayında asker var. Sıkıyönetim ilan edildi diyorlar. İndiriyoruz kepenkleri sokaklar boşalmaya başlıyor. İnsanlar şaşkın. Üsküdar'a kadar yürüyoruz. Elimizde telefonlar acaba söylenenler doğru mu?                Sosyal medya ikiye bölünmüş. Kimileri bu bir tiyatro diyor. İktidar partisi gündemdeki bazı polemikleri sümen altı etti. Muhalefet ile beraber birlik mesajı verdi. Milletin iradesi bizden yana ve bize sahip çıktılar diyerek buradan da bir oy devşirme veya başkanlık sistemine gidişin yolunu açtı diyorlar.                Öteki taraftan evl...

Daktiloya Çekilmiş Öfkem...

          Mesaiye kalmadan çıktığım bir günün akşamında, bir elimde ceketim bir elimde edebiyat dergisi mutlu mesut evin yolunu tutuyorum. Şirketten yoldaş dediğim abilerimle memleketi kurtarmak niyetiyle başladığımız muhabbet, Amerikanın vahşi kapitalizminin nimetlerini ağzımızdan salyalar akıtarak övmemiz ile bitti. Bilmiyorum ama ya eğlenecek bir adam buldukları için  ya da bir zamanlar onların geçtiği yollardan geçerken acaba nerede düşüp tökezleyeceğimi merak ettikleri için muhabbet ediyorlar.            İş çıkışları sonrası davet edinilen resmi yemeklerden hep bir bahane ile kaçmayı öğrendim. Çünkü kafa dağıtacağız diye gidilen yemeklerde muhabbet bir süre sonra ya iş stresine, maruz kalınan haksızlıklara, kıymeti bilinmeyen emeklerimize geliyor. Ya da insanlar kariyerlerini sidik yarıştırır gibi yarıştırmaya başlıyor. O yüzden biz birkaç abimizle meyhaneye gidip üçüncü kadehten sonra Trakya şivesiyle yapacağımız ha...

Bugünkü Aklım Olsa ?

         Nedir bu insanlardan çektiğimiz inanın bilemedim. Küçük bir çocukken tek gayemiz oyun oynamaktı. Bilmiyorduk ki ev geçindirmek nedir, para nasıl kazanılır helal midir haram mıdır? Kolay mıdır yoksa zor mudur? Eli ekmek tutan bir adamım. Tek gayem hayal kurmak, ee biraz da onların peşinden koşmak. Tabi en önemlisi de kendim olabilmek.            Bir şeyleri ispat etme çabası ile bugünlere geldik. Ben hep antitezi savundum. Okulda en arka sıraya oturup hoş sohbet muhabbet eder ama çaktırmadan da dersi dinlemeye çalışırdım. İnsanlar ne inek desin, ne de boş gezenin kalfası... Eğitim sistemine küfür etmekten dilimde tüy bitmişti ki, diplomayı alınca bu sefer de iş hayatına başladım sövmeye. Çocukluğunda kendini ispatlayamamış insanların sidiklerinde boğuluyoruz ya! Sorsak herkes özünde iyi insan. Hedef baskısı, satış baskısı, özel hayatın ikilemleri, aşk meseleleri, geçim kaygısı... Kısacası birbirimizi sikecek yer arıyor...

Bu'gün Bayram...

Resim
  Zaman çabuk geçiyor, Barış abinin deyimiyle adam olacak çocuklar anne-baba oldu. Klişedir nerede o eski bayramlar deyimi. Ve katılıyorum arkadaş, çünkü geçmişteki güzel hatıralarımız için veya her geçen gün daha kötüye gidiyor olmamızdan değil bunu söylemem. Bir daha geri gelmeyecek olan çocukluğum için diyorum nerede o eski bayramlar.     Bakmayın hep bardağın boş tarafını gördüğüme. Ne de olsa Temel Kamacı'nın torunlarıyız. Bir yerlerde bir mutluluk kırıntısı kalmıştır elbette. Benim için bayram  dini olmaktan çok ailevi anlamlar taşır. Çünkü küçücük bir çocuk iken, dua bilmezken kurban bilmezken bayramın bizim için tek bir anlamı vardı. Dedemi göreceğiz ve tüm aile beraber aynı sofraya oturacağız. Bu yaşıma geldim hâlâ bayramlarda akrabalarımı telefon ile arayamıyorum. Çünkü her bayram aynı ekmeği bölüştük, beraber güldük eğlendik biz.  Ucundan tutup salonun ortasına taşıdık kocaman ahşap masayı. Her torun mutlaka dedemin dizinde çorbasını iç...

Dertler Derya Olmuş....

      Susuz kalmış yapraklar gibiyiz, hayattan bezmiş, çalışmaktan yorulmuş, düşünmekten usanmış, hayal kurmaktan vazgeçmişiz. Kendimi bu yaşta geçmişe özlem duyarken buluyorum. İyi midir kötü müdür mukayesesi zor. Fakat hatırlanacak güzel bir geçmişimin, çocukluğumun olması da en büyük şansım. Bir ceviz ağacını diktiğinizde ilk cevizi 10 yıl sonra verir. Dedemin diktiği ceviz, erik ağaçları, üzüm asmaları, mısır tarlası, fındıklar, domatesi, biberi, anneannemin rengarenk çiçekleri.... Nasıl bomboş bir evi torunlar ile doldurdularsa, bomboş bir araziyi de yemyeşil bir vahaya, ağaç ve çiceklerle dolu cennete çevirdiler.     Şimdi geride sadece anılar kaldı, bayramlarda mesajlar, düğünlerde takılar, cenazelerde gözyaşlarımız tek ortak noktamız. İçimdeki gemileri yakalı uzun zaman oldu, sessiz bir isyanın öncüsüyüm tek başıma. Geçmişimle barışık, bugünümle kavgalı, geleceğimden ümitsizim. Erişilmez bir mutluluğun peşinden koşuyorum, koşarken çelme takıyo...