Kayıtlar

Kasım, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Balkanların Gorki'si: Panait Istrati

   Gün henüz aydınlamadan yollara düşüp, güneş battıktan sonra eve döndüğümüz şu günlerde zamanın acımasız davrandığı bizler için tutunacak dallar arıyoruz. Benim tutunacak dalım edebiyata olan tutkum, doymak bilmeyen okuma ve yazma arzum sanırsam. İşte bu yazımda geç keşfedilmiş, hayatın çemberinden defalarca geçmiş, ölümün kıyısında dolaşmış, sefaletin dibini defalarca görmesine rağmen her defasında çıkmasını bilmiş ve kendi deyişiyle büyük arzularla fakat küçük imkanlarla doğmuş Panait Istraiti'yi anlatacağım.       Kimilerine sorduğunuzda hiç bir çağrışım yapmaz, kimileri hatırlar gibidir. Çoğumuzun aklında "Arkadaş" kitabı ile yer edinmiştir. Rum bir kaçakçı ile geçimini çamaşırcılıkla sağlayan Rumen köylüsü bir annenin evladıdır. Kitaplarında hep annesine olan sevgisine ve vefa borcuna değinmiştir. Ama gün geldiğinde içindeki o dayanılmaz arzuları daha fazla dizginleyemeyerek anasını bir başına bırakıp 12 yaşında hayatının serüvenine çıkmıştır. ...

Kendime Mektup...

İnsanın kendisi ile dertleşmesi kadar güzel bir şey yok diye düşünüyorum bilmem katılır mısınız? O yüzden kendime mektup yazmaya karar verdim. Lanetli yaş olan 27'nin bitmesine 4 ay kala Ahmet Erhan'ın meşhur şiirinde dediği gibi "Bugün de ölmedim Anne" diyebilirim. Zaman nasıl da çabucak geçiyor anlamış değilim. Geçmişe dönüp yazdığım yazılara bakıyorum. Üniversiteye yeni başladığım ilk günlerde geleceğe dair umutlarımı, çelişkilerimi yazıyormuşum. Çektiğimiz maddi sıkıntılar, ekonomik krizin tarumar ettiği babam, geleceğe dair şüpheci ve karamsar düşüncelerim. Tüm sıkıntılar bir şekilde atlatılıyormuş. Ve her geçen gün karşımıza yenileri çıkıyormuş.  6 yaşımda babamın hayalini gerçekleştirmem için üzerime kırmızı beyaz, bana iki üç beden büyük gelen formayı giydirdiler. 14 yıl aralıksız topun peşinden koştum. Yine 6 yaşıma yeni girmişken annem bana okuma yazmayı öğretti. Kendisini okutmamıştı babası; ama o oğlunu okutacaktı. Bugün 27 yaşımda ne hayalimdeki gib...

Entelektüel Mastürbasyon...

    Yatağa uzanmış internette zapping yaparken Kardeş Payı'nın duygusal sahnelerine ve sistemi inceden inceden eleştirip hatta kalın kalın içinden geçtiği bölümlere rast geldim. Kalktım yerimden taa amına koyim böyle düzenin dedim. Birazcık geçtiğimiz günlerin muhasebesini çıkartayım, birazcık da kendimle taşak geçeyim dedim.       Geçtiğimiz günlerde radikal bir karar alıp zayıflamak için ilk adımları attım. Akşamları işten çıktından sonra hızlı tempo ile eve yürüyorum. Eve gelince hemen eşofmanlarımı giyip 1 saat koşu yapıyorum. Bir haftadır pırasa, ıspanak ve karnabahar yiyorum. Abur cubur yerine meyve yiyorum. Bok boğazım boş durmuyor ama kendimce daha sağlıklı besinler tüketiyorum. Rocky'i izleyip Edriyınnn diye bağırıyorum. Eye of the tiger dinleyip gaza geliyorum, ama şınav mekik çekmiyorum. Hayal kurarak kalori yakıyorum. Zayıfladıktan sonra eğer kas yaparsam yazın mahallede üstüm çıplak dolaşmayı düşünüyorum.          ...

Edebiyat Serüvenim...

Resim
     Sanırım on yıldır blog yazıyorum. İlk başladığım günlerde içimde ayrı bir heyecan vardı. Bir şeyleri değiştirebileceğimi düşünüyordum. Okuduğum kitapların eleştirilerini veya bilgi bültenini yazıyordum. Yeni yeni iktisat öğrenen bir öğrenci olarak ekonomik iştahımı gideren yazılar yazıyordum. Siyasi yönüm hep sola dönüktü ama yetiştiğim çevre ağırlıklı olarak sağa bakıyordu. O yüzden keskin sirke küpüne zarar diyerek hep realist, aklı selim bir siyasi alt yapıya sahip olmaya çalıştım. Nitekim geldiğim noktada doğru adımlar attığımı gördüm. Zamanla şiir yazmaya başladım, edebi olarak kısa hikayeler yazmaya çalıştım. Arada soran arkadaşlarım oluyor, bu kadar iyi yazıyorsun neden edebiyat dergilerine göndermiyorsun, neden daha profesyonel bir site yapmıyorsun. O kadar insanın kitabı çıkıyor senin neyin eksik. Popüler olmak, insanların dikkatini ve ilgisini çekmek güzel bir şey sanırım. Ama ben hep kalabalıklar korktum ve utandım. Yaptığın iyi işlerden övünemeyecek kad...