Kayıtlar

Ekim, 2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

EKMEK ARASI

Bu aralar ciddi ciddi yazdıklarımı kitaplaştırmayı düşünüyorum. Ne dersiniz sayın okuyanlar. Bir Nilgün Bodur, bir Hakan Mengüç ya da Kahraman Tazeoğlu olur muyum? Fuck the system ya da madafaka diyerek günümüzün şaşalı ve parlak yaşantısını eleştirip, o hayatı yaşamaya başladığımda ise ne oldum delisi olsam. Fena mı olur?  İstifa edeceğim güne sayılı günler kaldı desem yalan olur? Yalan olur tabi amına koyim. Bulunduğum yere gelmek için, sahip olduğum deneyimi ve bilgiyi edinmek için ne badireler atlattım. Hardcore mu dersiniz Gangbang mi dersiniz anlatsam roman olur ki; onu yazmanın derdindeyim zaten. İşe başladığım günden beri benim hayallerim var bir gün istifa edip onları gerçekleştireceğim dediğim kim varsa benden önce istifa etti ve gitti. Neyse ki tüm bu olanlardan bir ders alıyorum ve not ediyorum. Çok pis bileğlendim, hepinizin amına koyucam kıvamındayım. İstanbul sen mi büyüksün ben mi büyüğüm muhabbetine girmeme az kaldı.  Bu zamana kadar yaptığım kara mi...

Kırılmadık Bir Şey Kalmadı

Can Yücel'in bir şiiri aklıma geldi bugün eve dönerken. Ve şiiri kendime uyarlarken buldum kendimi. 14 yaşındaki ben, 22 yaşındaki ben ve 28 yaşındaki ben Kuzguncuk sahilinde bir banka oturmuş manzarayı izliyoruz.  14 yaşındaki ben döndü ve konuşmaya başladı. "Bir gün büyük bir futbolcu olacağım. Tıpkı Emre Belözoğlu gibi. Ailemi maddi açıdan rahata kavuşturacağım. Doğup büyüdüğüm mahalleye dönüp insanlara olan vefa borcumu ödeyeceğim. Eski arkadaşlıklarımı devam ettireceğim. Mütevazi kalmaya özen göstereceğim. Güzel bir kadınla evleneceğim ama tek özelliği güzel olması olmayacak. Futbolcu olsam bile cahil kalmamak için özen göstereceğim. Bir diploma sahibi olacağım."  22 yaşındaki kahkaha attı. "Çok toysun henüz, söylediklerinin hepsini yapabileceğine inanıyor musun?" dedi. 28 yaşındaki ben tebessüm etti. Neden olmasın sen yeter ki  bunları istemekle kalma. Çok çalış, elinden geleni ardına koyma dedi." 22 yaşındaki ben elindeki bir fincan s...