Kayıtlar

2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ben Nasıl Büyük Adam Olucam...

Artık eskisi kadar blog da yazı yazmıyorum. Eski heyecanımı kaybettim, bir şeyleri değiştirebileceğime dair olan inancım azaldı. Eskiden kaybedecek bir şeyim yokmuşcasına yazardım, fakat yazarken ya da konuşurken şuna dikkat etmeye özen gösterirdim. Düşünceler ve fikirler zamanla değişebilir, gelişebilir. O yüzden evrensel doğruların olduğu, herkesi kapsayan ahlaki değerlerin olduğu şeyleri konuşmaya çalışıyorum. Yarın hatalarımın ve yanlışlarımın farkına vardığımda insanların yüzüne bakacak yüzüm olsun.  Bu arada yazdığım blogda 200.000 okunma barajına yaklaşmış. Kendi kendime acaba nereye kadar böyle içime kapanık kalacağım. Profesyonel bir site ya da sosyal medyayı daha aktif kullanarak bir şeyler yapmayı denesem mi? Ne yalan söyleyeyim korkuyorum. Yıllardır tırnaklarımla kazıyarak ufak da olsa bir yer edindim. Kendi çevremdeki insanların bile beni anlayıp, söylediklerimi sindirmesi yıllarımı aldı.  Engin denizlere açılırsam birileri beni boğmaya çalışacaktır. İşi...

İLKER'e Mektuplar...

Bu satırları yazarken saat tam olarak gecenin 2'si. Tek başıma uzun bir yürüyüşten ve kendi kendime konuştuktan sonra eve geldim. Yaklaşık bir saattir odamda pürüzsüz beyaz tavana bakıyorum. Arada gözüm kitaplarıma kayıyor. Çok sevdiğim bir filmde de dediği gibi altını çizdiğim kelimeler her geçen gün anlamını yitiriyor.  Eğer yazmasaydım şu yaşıma gelir miydim ya da ne halde olurdum bilmiyorum. Aslında derdimi anlatmaktan, birileri ile konuşmaktan da gocunacak biri değilim. Ama artık kendimi anlatmaktan da sıkıldım. Bilirim anlamazlar. Sanırım yine İLKER'e sığınacağım. Aramızdan ayrıldığından beri hayali bir arkadaş oldun benim için. Keşke burada olsaydın dediğim de gözlerim doluyor be çocuk hâlâ. Yerini dolduramadı kimse. Genelde senin doğum gününde ya da ölüm yıl dönümünde yazardım. Ama bu sefer bekleyemedim. 30 yaşıma girerken neler hissettiğimi sana anlatmak istiyorum çünkü eğer yanımda olsaydın beraber 30'umuzu kutlayacaktık.  Öncelikle çok yalnızım be İlker...

Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek...

Eskiden okuduklarımla, yazdıklarımla var olmaya çalışırdım. Dünyayı olmasa da ülkemi değiştirebilirim sanırdım. Sonra ne kadar da aptal olduğumu anladım. Neden kendimi değiştirmekle başlamıyorum dedim. 30 yaşıma geldim. Bugün neden bir şeyler yazma isteği duydum peki? Çünkü sabah işe gitmek için uyandığımda boğazına kadar borca batmış, yarın ne olacağı belli olmayan şirketlerde çalışıyoruz. Kardeşlerimizi ve çocuklarımızı ideolojisi bir bok olmayan bir devletin okullarına emanet ediyoruz. Dürüst ve adil bir şekilde ticaret yaparak zar zor geçiniyoruz. Binbir emek ve zorlukla yetiştirilen evlatları ülke topraklarının dışında şehit veriyoruz.  Geçmişle bugünü kıyaslayarak hiçbir yere varamadığımızı gördük ama görmezden geliyoruz. Çünkü aptala yatmak kolayımıza geliyor. Gerçekle yüzleşmek yerine, unutmak kolayımıza geliyor. Burnumuzun dibinde bombaların patlamasına alıştık, birkaç tane veya birkaç düzine şehit vermeye alıştık, devletin yaptığı yolsuzluğa alıştık, eğitim sistemin...