Kayıtlar

Ekim, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Türkiye Ekonomisi: Kalkınmanın Eşiğinden Krizin Beşiğine

            Ekonomiyi bir insan vücudu olarak düşünün. Tıpkı bundan yüzyıllar önce Fransız tıp doktoru Quesnay gibi. Reel kesim ekonominin kalbidir. İşçi istihdam eder, fiyatları belirler, ücretleri belirler, üretim yaparken aynı zamanda talep de yaratır. Piyasaya güven aşılar. Dış ödemeler dengesi ekonominin sindirim sistemidir. İhracatın ithalatı karşılayamadığı noktada sindirim sistemi yoluyla ekonomi kendini boşaltır. Cari açık bir ülkenin ürettiğinden fazla tüketmesidir. İç tasarruflar yeterli olmadığından dış kaynaklardan borçlanılarak kapatılır. Bir insanın hastalandığında ilaç alması gibi düşünün. Ekonomi ne kadar çabuk iyileşip ayağa kalkarsa cari açığın etkisi de o denli az olur.               Kamu kesimi ekonominin beynidir. Beyin nasıl kan basıncını ve vücut sıcaklığını düzenliyor ise kamu kesimi vergileri verimli bir şekilde toplayıp harcamalar yaparak sosyal adaleti sağlamaya çalışır. Isınan ekonominin ate...

Mahallemin Çocukları...

              Anılar canlandı gözlerimin önünde. Bugün mahalleden geçerken köşedeki marketin camına baktım. Hafiften kırlaşmış saçlarım, sakallı yüzüm, beyaz gömleğim ve takım elbisem ile mahallenin abisi olduğumu hatırladım. Yaşadığım harika çocukluğumun her anı mahallenin duvarlarına, kaldırımlarına kazanmış adeta. Cebimizdeki üç kuruş para ile fruko gazoz ve cips alıp bir apartman köşesinde 4-5 kişi yumulup mutlu olduğumuz anlar. Annelerimiz bakkala gönderdiğinde para üstlerini aşırıp top aldığımız günler. Hepsi de geride kaldı.                 Bugün sokaklarda gönül verdiği takımın formalarını giyip gol sevinci yaşayan çocukları göremiyorum. Mahallenin çocuklarına çekirdek kola alıp onlarla sohbet eden abiler de yok. Bir zamanlar sevincimize, eğlencemize ortak olan mahallenin sevimli esnafları da öyle...Babamlar gibi oldum galiba ömrüm eski günlerin  ve geri gelmeyecek anıların özlemi ile geçecek. ...

Derdim Var, Dinleyenim Yok

            Bu aralar içimdeki yazma isteğimi dizginleyemiyorum. Nedeni ise gayet açık. Halimden anlayan bir tane insan evladı yok etrafımda. Dostoyevski'nin meşhur bir lafı var ya; " Herşeyi anlıyorum ve bunu beni öldürecek." Lanet olsun şu an tam da bu durumdayım.               Bazen kendi kendime soruyorum yahu sorunun nedir dostum ? Sıkıntı da burada başlıyor zaten bir sorunum yok. Boşluktayım, yumurta g.tüme dayanmadı. Aşık değilim, gayet sağlıklı düşünüyorum. Her ne kadar sevmesem de sabahları gitmek zorunda olduğum bir işim var. Gülüp eğlenebildiğim dostlarım, sarılacak bir ailem ve en önemlisi de sade ve sıradan hayallerim var. Bir masa, bir sandalye, okunacak bir sürü kitap ve elimi bırakmayacak bir hayat arkadaşı....                  Ailem dile getirmese de benden büyük beklentileri var. Her sabah takım elbisemi giyip, makamı olan bir işim olsun. Hem onlara hem de...

Federal Reserve Bank: Finansal Terörist

        Geçen gün bir arkadaşımla konuştum. Amerika bu süper gücünü neye borçlu diye sordu? İlk anda doğru kelimeler hemen aklıma gelmedi. Birkaç basit nedeni söyledim ama gerisini bu yazıya sakladım.          Şimdi başlangıç olarak koloni savaşlarına girmeyeceğim tabiki. Amerika süper güç olma yolundaki adımlarını Amerikalı ünlü iktisatçı ve bakan Alexander Hamilton ile atmıştır. Diyeceksiniz ki bu adamda kim, bugüne kadar pek duymadık. Hamilton Federal Reserve Bank niteliğindeki ilk bankanın kurulmasını vesile olan ve destekleyen insanların başında geliyor. Fakat birkaç başarısız deneme sonunda başkan Andrew Jackson  para politikasının tek bir elde toplanmasını, ulusal para ihracının arttırılarak varlık balonlarına sebep olunmasını, bireylerin ve devletin sürekli olarak borçlandırılmasını sakıncalı bularak bu oluşuma izin vermemiştir.             1913 yılında Kuhn Loeb'den Peter Warburg, National City...

Bayat Fikirler, Masal Hayatlar...

        Konsantre olmaya çalışıyorum. Kendimi veremiyorum hayata. Dikkatimi toplayamamamdan kastım verimli olmak, üstlerimi memnun edebilmek, faiz oranlarını takip edip ekonominin nereye gideceğini tahmin etmek değil. Hayat gayemin ne olduğu unuttum. Belki hiç olmayan bir gayeyi unuttuğumu zannediyorum. Onca yıl ne için mücadele verdim. Ailem dişinden tırnağından arttırıp neye yatırım yaptılar.          İnanın bana neyin iyi geleceğini, ne ile mutlu olacağımı bilmiyorum. İstanbul manzaralı şık bir ofis mi, yurt dışında tatil yapmama yetecek dolgun bir maaş mı, saygın bir kariyer mi, çekici bir kadın mı...Merak ediyorum kaç tane yetenekli insan erkenden emekli olup özgür bir yaşam sürmek için gençliğini feda ediyor. Hep daha fazlası. Daha çok para, daha çok tüket, all the time pompa.  Düşünüyorum da ne zaman yaşamak için ücret aldığım hayatı değilde kendi hayatımı yaşayacağım.            Birileri bana öğ...

Kriz Ekonomisi: Avrupa Birliği

           Daha önceki yazımda ABD'de doğan borç krizi ve Türkiye ile olan ilişkisinden bahsetmiştim. Bu yazımda ise krizin Avrupa'da etkisinden bahsetmek istiyorum. Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra Avrupa kendi içinde ve özellikle ABD ile olan finansal ağını oldukça genişletti. ABD'de basılan dolarlar, tahviller, hisse senetleri, üretim fazlası Avrupa'ya akmaya başladı. Amerika tek kutup dünyada dev olmaya ilerlerken Avrupa'da yerinde saymak istemiyordu.              Önceleri ortak ticaret alanları oluşturuldu, serbest ticaret anlaşmaları, gümrük birliği derken en sonunda ortak para birimine geçilme kararı alındı. İşte Euro'ya geçildikten sonra Avrupa'da istikrar sağlanması beklenirken sürekli yaşanan krizler, artan dış borçlar, kamu bütçe açıkları kronikleşmeye başladı. Peki Euro bölgesi neden istikrarı sağlayamadı?               Bugün Avrupa Birliği'ne 28 ülke üye. Kendi içleri...

Kriz Ekonomisi

      Art arda ekonomi kitapları okuyunca haliyle yazacak bir şeyler birikti. Bu yazımda ABD'nin  küresel ekonomilere etkisini ve Türkiye'nin ekonomisinin nereden nereye geldiğini dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım.        Yaşım itibariyle Amerika'nın küresel ve ekonomik hamlelerini 11 Eylül 2001 krizinden bu yana takip edebiliyorum. ABD'nin Merkez Bankası olan FED bu kaos ortamında tüketicilerin panik yapmasını engellemek için faiz oranlarını %1 oranlarına kadar indirdi. Böylece Amerikan halkı ucuz para ile konutlarını ve arabalarını yeniledi. Tüketimlerini kısmadan devam ettirdiler. Peki faiz oranlarının düştüğü bir ortamda yatırımcılar alternatif getiri olarak neye yatırım yapacaklardı. İşte o zaman sahneye türev ürünler çıktı. Malum 2008 yılında patlak veren Mortgage krizinin zemini de bu düşen faizler hazırlamış oldu bir nevi.           Bankalar önceleri peşinatı olan ve kredibiletesi yüksek olan müşterilere ...