Kayıtlar

Ocak, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Her Şey Yolunda mı Merkez?

       Haftalardır çalkalanan Türkiye'de Merkez Bankası'nın geceleyin vereceği karar bekleniyordu. Kimilerine göre Gezi Parkı ve Yolsuzluk soruşturması ile siyasi istikrar sarsıldı, ekonomideki gidişat kötüleşti ve Merkez Bankası'nın bu kararı almasına ortam hazırlandı. Kimilerine göre ise 2013 yılının başından itibaren Federal Rezerv Bankası'nın para musluğunu kısacağını açıklaması ile zaten döviz kurlarında yukarıya doğru bir hareketlenme başlamıştı. Ben bu iki görüşü de harmanlayanlardanım. En nihayetinde şunu unutmamak gerekir ki yüksek faiz bir sebep değil, sonuçtur.          Türkiye gibi üretimi tüketime bağlı olan ve döviz girdisinin büyük bir kısmını sıcak para, turizm geliri ve hammadde ihracatı ile elde eden bir ülkede tabi ki krize girildiğinden faiz oranlarının artması beklenir. Şimdi burada etik bir görüş savunup faizler arttırılmamalı, sıradan vatandaş faiz yükünün altında ezilir, ekonomik büyüme sekteye uğrar gibi iktidar va...

Mantığım Kalbime Karşı Geliyor...

            Biz erkekler bazen çok ilginç olabiliyoruz. Hayal dünyamızda bir kadın yaratıyoruz. Sonra uygun vücut ölçülerine sahip olan bir tanesine o hayalimizdeki kadını yerleştiriyoruz. İlk başlarda herşey güzel gidiyor, saçmalıklara katlanabiliyorsun ama sonra bir şeyler çarpıyor yüzüne. Severek yaptığımız çoğu şeyi artık yapmıyoruz veya gizli saklı yapıyoruz. Ve hiç sevemeyeceğimiz şeyler bizim rutinimiz oluyor. Adına ilk başta AŞK diyoruz, sonra mantık ilişkisi oluyor. Karşılıklı olarak idare ediyoruz. Ve en sonunda herşey bitince koca bir SAÇMALIK oluyor...             Hayatımda ilginç bir dönemece giriyorum. Ne zaman bir şeyleri yapmaya heveslensem bir aksilik çıkıyor işte. Bu sefer de araya askerlik giriyor. Geçmişte yaşadığım bazı pişmanlıklar oldu. Hayalimin yakasına yapışmadım, çabuk vazgeçtim. Birkaç kız sevmiştim çok uzun zaman önce uzaktan bakmak ile yetindiğim. Ve şimdi askere gitmeden önce şapkamı önüme koyd...

Türk İşi Ekonomi

           Global ekonomik krizlerden biraz kendi ülkeme dönmek istedim bu yazımda. Malum Mayıs ayının sonunda başlayan Gezi Protestoları ve sonrasında 17 Aralık'taki Yolsuzluk operasyonları, Cemaat-İktidar çekişmesinden sonra sürekli dile getirilen bir deyim var. Faiz lobisi, dış mihraklar, ülkenin iyi yerlere gelmesini istemeyen içimizdeki hainler vs.             O kadar çok bilgi veriliyor ki insanlara, büyük bir bilgi kirliliği içerisinde yaşıyoruz. Eskiden insanlar gazeteleri arka sayfadan okumaya başlardı. Artık anlasalar da anlamasalar da herkes ekonominin gidişatını takip ediyor. O yüzden insanların bu ilgisini dağıtmak için bol istatistikli yazılar kullanılıyor. Şimdi temel ekonomik veriler üzerinden Türkiye ekonomisi hakkındaki görüşümü belirtmek istiyorum.              Bir ülkenin ekonomisini değerlendirmek için en önce bakmamız gereken veri Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'daki değiş...

Martin Eden'in Yolundan....

           Günler, aylar birbirini kovalarken koskoca yılları geride bıraktığımın farkına yeni yeni varıyorum. 72 yıl yaşayacağımı varsayar isem ömrümün üçte birini tüketmişim. Uzun bir öğrencilik deneyiminden sonra iş hayatına adapte olmak gerçekten zor oldu. İşe girene kadar aldığımız kararlar hep çocukcaydı, masumdu. Hata yapmak keyifliydi. Bir yılı geride bırakırken istifa mektubumu yetkilime verdim. Kendime tanımış olduğum süreyi doldurduğumu düşünüyorum. Bir an önce askere gidip artık hayallerimin peşinden koşmamın zamanı geldi. Çok şeyden vazgeçtim, hayallerimi hep bir sonraya erteledim ailem için. Fakat artık dayanacak gücüm kalmadı.             Bazen düşünüyorum da bazı şeyleri bu kadar çok düşünmeme rağmen nasıl böyle sakin ve güleryüzlü kalabildim. Fiziksel olarak çöktüm diyebilirim. Saçlarım beyazladı, sporu bıraktım kilo aldım galiba sefilleri oynuyorum. Kendimi hayal dünyama hapsettim. Kimsenin bana zarar verem...

1929'dan 2007'ye Değişmeyen Finansal Sömürü

       Ekonomik krizlere olan merakım beni her geçen gün daha fazla araştırma yapmaya itiyor. O yüzden bu yazımda 1929 yılında Amerika'da yaşanan büyük buhrandan 2007 yılındaki Küresel Ekonomik krize kadar ki sürece değineceğim. Yazıyı çok fazla detaya boğup uzatmak gibi bir niyetim yok.         Amerika Birleşik Devletleri'nde 1913 yılında ülkenin en zengin ailelerinin uzun uğraşları sonucunda Amerikan Merkez Bankası ( Federal Rezerve Bank) kuruldu. New York'taki ulusal bankaların sahibi olan Rockefeller, Morgan ve Warburg aileleri bu sayede sadece New York'taki değil tüm Amerika'daki para hacmini kontrol altına aldılar. Para arzını kontrol ederek faiz oranlarını belirleme gücüne sahip oldular. İşçi ücretlerini baskı altına alabildiler. Hükümete yüksek faizden borç vererek vergi mükelleflerinin paralarına el koyma fırsatına sahip oldular. 2.Dünya Savaşı'ndan sonra kurulan Bretton Woods sistemi ile altın-dolar paritesine sahip olarak piyasaya do...

Yalnızlıktan Mutluluğa...

         Bazen soruyorlar yalnızlık nasıl bir şey diye? Cevap vermiyorum. Herkes anlamaz özgürlüğün kıymetini, öncelikle ortada bir irade var. O iradeye saygı göstereceksin. Çok fazla Hollywood filmi ile aklımızı karıştırdılar. Sonu hüsranla biten çok ilişki gördük. Birileri kulağınıza fısıldayabilir sonunu düşünen kahraman olamaz diye. Aldırış etmeyin onlara. Peşinden koşulacak o kadar çok kadın var ki koşacaksan bari imkansızın peşinden koş sıradan birisi olmasın. Belki bu mantıktan olsa gerek yalnızlığım.           Umutsuz bir romantik değilim, şıpsevdi zaten olamam. Belki gamsız diyebilirsiniz ona sesimi çıkartmam. Tuhaf bir ruh halindeyim. Gökten boşanırcasına yağmur yağıyor. Her insanın yaptığı gibi ilk gördüğüm boş taksiye (kız) ıslık çalıp binmem lazım. Nereye gittiğim önemli değil sadece sığınacak güvenli bir liman lazım. Fakat ben ellerim cebimde ıslanmayı tercih ediyorum. Bazen başımıza gelen felaketlerden kaçmamak lazım, g...

POLİTİK İKİLEM, EKONOMİK DARBE

            Bir zamanlar 68 kuşağı vardı bizim hiç göremediğimiz ve belki bir daha sahip olamayacağımız bir kuşak. Bedenlerini toprağa, fikirlerini kitaplara gömdüğümüz bir kuşak. Dünyanın her yerinde uyutulduk. İngilizleri Beatles uyuttu, Araplar tam uykudan uyanacaktı İsrail müsade etmedi. Avrupa zaten yaralarını sarıyordu. Türkiye'de durum farklıydı. Halkı ikiye böldük sağ ve sol diye. İnsanların fikirleri sokaklarda çatışıyordu. Birbirini öldürmekte başarılı olamayanları zindanlarda çürütüyorlardı kimilerini ise dar ağacına gönderiyorlardı.               Bugün 68 kuşağının kitaplara gömdüğü fikirler yeni nesilin zihninde filizlendi, cesaret bulup sokağa çıktı. Bu sefer birbirini boğazlamaya yeltenmediler ama başkaları vardı karşılarında. Eskiden zindanlarda çürüten zihniyet artık sokakta öldürmekten çekinmiyordu. Çünkü meşru müdafaa idi, kaza kurşunları bedenleri delip geçerken geride boynu bükük aileler kalıyordu. ...