Kayıtlar

Temmuz, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Mağdur Edebiyatı

           Biz erkeklerin hayatında 4 önemli evre vardır. İlk evre sünnet ile başlar ve erkekliğe adım atarsınız. Sonraki evre de üniversiteyi bitirir ve sizin için harcanan emekleri boşa çıkarmadığınızı gösterirsiniz. 3. evre artık kendi ayaklarınızın üstünde durursunuz yani bu adam olduğunuzun göstergesidir. Artık kimseye muhtaç olmadığınıza göre kendi yuvanızı kurup çoluk çocuğa karışma vaktiniz gelmiş demektir. Yani evinin erkeği çocuklarının babası olmak...              Askerden geldiğim akşam teyzem söyledi bunları bana. Çok düşündüm, ne zaman geldik bu duruma diye.  Şunu farkettim ki askere gidene kadar hep mağdur rolü yapmışım. Hangimiz yapmadık ki? Mağdur olmak demek, asla özür dilemek zorunda kalmamak demektir. Mağdurlar sorumlu değildirler, çünkü her zaman suçlayacak birilerini bulurlar. Çocuk iken kaçımızın hayalleri yoktu. Bir futbol topunun peşinden yıllarca koştuğumu hatırlıyorum. Suçu hep başkaların...

Hayallerin Ötesinde, Yaşamın Kıyısında...

          Bu hayatta bazı şeylerin karşılığı olmamalı diye düşünüyorum. Karşılıksız sevgi gibi klişeleşmiş bir söz kullanmayacağım. Ama bedel ödemekten sıkılmadık mı? Biz sıradan insanlar gazetelerin 3.sayfalarındaki entrika haberleri olmaktan ne zaman kurtulacağız. Her gün gözümüze sokulan hayatlar, küçük kaçamaklar, yasak aşklar, kolay edilen şöhret ve parayla gelen saadet.            Kendi hayatını yaşamana izin yok. Bizim gibilerin iki dünyası var. İlkinde başkaların hayatında sadece bir nesneyiz. Yapmak zorunda olduğumuz işi yapıyor, onlardan arta kalanlara şükrediyoruz. Anlamı olmayan bir iktidar mücadelesinde gençliğini ve hayallerini satan bir avuç lejyoneriz. Diğer dünya ise sadece bize ait. Orada insanlar başarıya ve servete aç değil, muhtaç olduğu biraz sevgi, bir parça mutluluk...              Sıkıntı aramaya gerek yok, en büyük buhran biziz. Eşlerimiz tarafından her gün aldatılıyo...