Kayıtlar

Temmuz, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kayıp Bir Beden , Eksik Bir Adam...

       Zaman akarken durduraksızın, kendimi dinlemeye fırsat bulamaz oldum.  Bitmeyen mesailer arasında geleceğe dair hayaller kurmaktan vazgeçmiyorum. Esneyerek , gözlerimdeki mahmur ifade ile işten çıkıyorum. Ağır ağır adımlarla yürüyorum metroya saat 20:30'a geliyor. Her zaman ki köşede başını öne eğmiş, Allah rızası için avucunu açan görme engelli amca. Saat kaçta getiriyor onu dilendirmek için genç kız bilmiyorum. İlk zamanlar gerçekten kör müydü diye şüphem vardı. O yüzden bir akşam rast geldiğimde usulca takip ettim. Kızcağızın nasıl tüyolar verdiğini , adamcağızın elindeki üç kuruş parayı nasıl gaspettiğine şahit oldum. Dilimi yuttum sesim çıkmadı.  Adaletini sikeyim dünya diyebildim sadece gerisi laf-ı güzaf.          Sonra elimde kitabımla arkama yaslanıyorum metroda. Yine güzel, alımlı kariyer sahibi bir ahu karşımda. Kim bilir bu güzelin sahibi kim. Kim ulan sahiden bu şanslı erkekler diye sormaktan sıkıldım artık. He...

Mutluluk Neydi?

          Güneş tepeden vuruyor , insan seli akıyor üzerime üzerime. İçim içime sığmıyor atıyorum kendimi Üsküdar'ın kollarına. Bir tek o anlar beni. Denize karşı bir banka oturur ,  anlatırım derdimi usulca. Saatlerce çalışmak çok yoruyor artık beni , anlamını kaybetmeye başladıysa artık herşey , tehlike çanları çalıyor demektir. Gülmeye devam ediyorum , güçlü kalabilmek için. İnsanların dertlerini anlatması zaafı olarak algılandığından çekiyorum yorganı kafama kadar her gece.            Susuyorsun umarsamaz diyorlar , konuşuyorsun asi diyorlar , karşılık veriyorsun utanmaz diyorlar. Hayal kuruyorsun olmaz diyorlar, kendin olmana izin yok. Maalesef her insan bu çıkmazı yaşıyor bu aralar. İstediğiniz tek şey birilerinin sizi dinlemesi , teselli etmesi. Ama yok. Hemen başlıyorlar nasihat vermeye. Senin acın , senin hayal kırıklıkların  küçük geliyor insanlara.             Derken kendimi te...

Paylaşılamayan Yalnızlık...

Resim
          Biliyorum ki daha iyisini yapabilirim fakat bu beni daha mutlu birisi yapar mı emin değilim. Günler bir kum tanesi gibi avuçlarımın arasında akıp gidiyor , bir kenara not ettiğim hayallerim , bembeyaz kağıtlara karaladığım düşüncelerim; beni bekliyor. Bedenim çok yorgun , aklım karmakarışık. Deniz kenarında durgun denizi izleyerek, havasını içime çekerek , bir nebze de olsa rahatlamaya çalışıyorum. Kitaplar olmasa belki sabah metrosunda kendimi çoktan trenin altına bırakmıştım.              Artık kimsenin içi boş nasihatlerini dinleyecek sabrım kalmadı. O yüzden gün geçtikçe daha da çok kabuğuma çekiliyorum. Sahil yolunda bebek arabası ile gezen genç annenin yüzündeki gülümsemeyi , parkta balonun peşinden koşan afacanın neşesini , kahve önünde tabureye oturup emekliliğin keyfini süren yaşlı amcaları , evladına nasihat değil kararlarına saygı duyup destek olanları seviyorum... Sıradan , sade , sakin , hayatın anlam...