Kayıtlar

Ekim, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sev Kardeşim...

Resim
            Uykusuzluğa bedenin nasıl alıştığını test ediyorum şu günlerde. Sanırım daha çok uykusuz geceler de bekliyor bizi. Bir haftadır yazmıyorum, ne yazacak fırsatım ne de takatim vardı. O yüzden cebimde biriktirdim kelimeleri , gönül rahatlığıyla harcayabilirim.               Ömrümüz istemek ile geçiyor sanırsam. Çocuk iken sevgi istersin , genç olunca iyi bir gelecek istersin, evlilik çağına gelince ebedi mutluluğu istersin, babalık mertebesinde eve götüreceğin ekmeği istersin. Hayatının her döneminde bir şeyler istersin de , bir kendin olmayı istemezsin. İşte bunun eksikliğini tarif edemem.                Yoksulluk korkusuyla geçen çocukluktan , yıldız bir futbolcu olma hayalleriyle top koşturulan ergenliğe ve ben nasıl büyük adam olacağım dediğim üniversite günlerini de geride bırakırken yaş olmuş 25. Babadan kalan genetik miras kırlaşan saçlarla , kara kara düşünmeden...

Gülümse Kaderine...

Resim
            Halayın başında mendili sallarken dünyanın ne kadar da hızlı döndüğünün farkına varıyorsun. Az önce elimi omzuna attığım adam yıllar yılı en iyi dostlarımdan biri oldu. Mahallede misket oynadığımız günler tek gayemiz en renkli misketlere sahip olmaktı. İlk okula giderken tenekeden yaptığımız topla rakip tanımazdık. Ergenlik sivilcelerimiz yüzümüzü istila ederken lise de uzaktan severdik hep kızları. Okuldan eve , evden okula giderken hayallerimizi anlatırdık birbirimize. Sonra kaderimizi değiştiren gün gelip çattığında memleketten kilometrelerce uzağa , farklı alemlere dağıldık. Çok sıkıldığımız anlarda telefon ahizesinden gelen kahkaha ile döndük hayata. İyi ki var dedik eski günler...            Sonra diplomayı rulo yapıp elimize verdikleri gün; kim hayallerimizi satın alır ve kim bu adamlara inanır da kız verir diye kara kara düşündük. Belki de çok düşünmekten benim saçlarıma aklar düşerken , o tel tel kayb...

Yazamayan Yazar , Tek Şiirlik Şair...

           Şehrin doğusunda küçük bir ev , bilemedin belki de tek göz bir oda. Küçücük penceresinden koskocaman dünyaya bakabildiğin , en nihayetinde sana kimsenin karışamadığı bir yer, sıradan bir insanın hayallerinin ve umutlarının sığacağı kadar... Sabah uyandığımda trafik sesini duyuyorum. Stresli ve karın ağrısı ile işini giden yüzlerce kader mahkumu. Akşam dönerken ağır ağır ilerliyorum aynı sokakta. Mahalle kömür sobası kokuyor , işportacılar sesi yankılanıyor ve yaşadığımın farkına varıyorum.               Siz de bazen kapana kısıldığınızı hissediyor musunuz? Kurtuluşun ıssız bir otel odasında hayatınıza son vermek olduğunu düşünürsünüz. Ama acele etmeyin , siz sıradan birisi değil miydiniz? Ne zannediyorsunuz öldükten sonra size rock yıldızı muamelesi mi yapacaklar. O yüzden çabuk dağıtın bu fikirleri aklınızdan. Şu an imtihan halindesiniz. O yüzden aldığınız her kararda şıkları işaretlerken çizgi dışın...

Hayaller İstanbul, Hayatlar Kandahar...

            Dedem duvar örerdi,             Babam duvar örerdi,             Ben duvar örüyorum,             Peki hala bir evimiz niçin yok ?  Fellini'nin Amarcord'un filminden bir sahne... Sene 1976 aradan kırk sene geçmiş ve değişen hiçbir şey yok. O zaman neden hala sokaklara dökülüp demokrasiyi , barışı çağırıyoruz; haktan, adaletten , eşitlikten söz ediyoruz. Çağırınca geliyorlar mı? Güçlü her zaman haksızdır bu dünyada ! O zaman zalimin zulmü varsa ,sevenin Allah'ı var demek istiyorum. Fakat dilim varmıyor demeye , çünkü inandığımız ne varsa iyi niyete , aşırı sevgiye , birilerinin koyu inancına kurban gitti.  Hep klişe bir laf vardır ya ülkenin %99 müslüman. Bugüne kadar bu sayısal üstünlük bize ne verdi. İslam kelimesinin köküne inersek s,l,m harfleri yani salim , selim , kimseye zararı olmayan anlamlarına ulaşıyoruz. Halimiz ortada , olu...

İmtihan mı İntihar mı?

          Bu aralar hayatım, sonunu merak ettiğim ve bir an önce bitmesini istediğim bir film gibi. Sabahın 6'sında bir çalar saat sesi ile uyanıp , gecenin 11'inde eve bezmiş ve yorgun girerek geçiyor. Şikayet etme lüksümüz yok öyle değil mi? Çünkü bunu biz istedik. Kimse kafamıza silah dayamadı. Aslında hiç kimse sevmediği işi yapmak zorunda değil , çok beğendiği bir kıyafeti veya elektronik bir eşyayı zorda kalacağını bile bile kredi kartına borçlanıp almak zorunda da değil. Ama işte biz Y kuşağını deli s.kti. Her şeyin iyisini hemen istiyoruz.               Biz henüz bir ekonomik kriz ile karşılaşmadık , işten kovulmadık , boşanmak zorunda da kalmadık. Bizim en büyük buhranımız kendi iç dünyamız. Tüm gün sosyal medyada birilerinin hayallerine , mutlu mesut çekilmiş evlilik fotoğraflarına , dünyanın farklı noktalarında verilen absürd pozlarına maruz kalıyoruz. Hepsinde gülen insanlar. Halbuki göte kaçan borcu , şirkett...