Kayıtlar

Haziran, 2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Tutamıyorum Zamanı...

Resim
Küçük bir çocuk iken babalarımız bize vakit ayırmak yerine kahvehanede ıstakalara taşları dizmeyi tercih ederdi. Şimdi o çocuklar kocaman adam oldu, babalarından bu kutsal görevi devraldı. Aslında yıllar geçtikçe anlıyorum. İnsan yolda bulduklarını , yola çıktıklarına tercih edemiyor. Aynı mahallede doğduğum çocuklarla hayal dünyalarımız farklı olabilir, siyasi görüşlerimiz de, kazandığımız para da  zamanla değişebilir; fakat dört kişilik masanın etrafında bir araya geldiğimizde tüm derdi tasayı bir kenara bırakabiliyorsan , tavşan kanı çayın koyu deminde iki çift laf edebiliyorsan hayat her şeye rağmen güzeldir arkadaş. Fazlasını isteme, elindeki ile yetin. Mahalle kahvesine girdiğimizde sanki uzaklardan gelen akraba gibi karşılarlar sizi. Bir zamanlar kapı önüne atılmış iskemlelerde oturup meyve suyumuzu yudumlardık. Şimdi omuzumuza atılan eller eşliğinde giriyoruz içeri. Sanki en özel masa size ayrılmış gibi muamele ediyorlar. Oyun ortasında peşi sıra seyyar satıcılar giriy...

Tez Konusu: Kadınlara Neden ve Nasıl Aşık Oluyoruz?

         Okula başladığın ilk gün annenin elini bırakıp kalabalığa karıştığın da ilk aşkın o gün başlar. İlk kez oturduğun okul sırasında, yanına oturan ilk kıza aşık olursun eğer şanslıysan. O küçücük sıra boğaz köprüsü gibi gelir sana. Bir ucunda sen bir ucunda o. Önceleri kalem, silgi, mendil paylaşılır. Sonrasında beslenme çantasından çıkarılan yemekler. Kutu kutu pense ile ilişkinin doruklarına çıkarsınız. Ne anlarız o dönemde biz çocuklar aşktan. İlk öpücükte sıfır sertleşme. Daha keşfetmedik hem neyini sertleşsin. Olsa olsa yüzümüz kızarır. Ah ne güzeldi o günler değil mi? Kızaracak bir yüzümüzün olması.        Sonra biraz tecrübe sahibi olunca aşkın halleri de değişir. Sevdiğin kızın ödevini yaparsın mesela. Gitmeyeceğin kursa sırf o gidiyor diye gidersin. Bu dönemde annelerde oğullarının aşk hayatını gözden kaçırmaz. Hemen anlar kızı, annesiyle eve davet edip pasta börekler ikram edilir. Siz sevdiğiniz kızla odanızda evcilik oy...

Aylak Düşünceler...

      Bir Cumartesi sabahı daha derin bir iç çekerek gözlerimi açıyorum dünyaya. Birkaç dakika yorganı bacaklarımın arasında sıkıştırarak onun soğuk yerlerine dokunuyorum. Yüzümde aptal bir gülümseme, amaçsız bir mutluluk... Benim hikayem kaldığı yerden devam ederken aklıma başkalarının hayat hikayeleri geliyor. Hani bir ümitle elinize aldığınız kitabın orta yerinde sıkılıp başka bir kitaba geçersiniz ya. İşte kendimi yarım bırakılmış bir kitap gibi hissediyorum.      Çocuk iken geceleyin korktuğumda şirinler köyünü düşünüp kendi kendime şarkılarını mırıldanırdım. Kocaman adam oldum  artık, belki korkmuyorum ama bazen canım çok sıkılıyor. İşte o zaman aklıma çocukluğumun İzmit'i geliyor. Sabahın altısında inek otlatmaya giden arkadaşlarımın peşinden koşmaya gittiğim günler. Anneannemle tarlaya inip fındık topladığım günler dün gibi aklımda. İnsanlarla aramıza koca dağlar girmemiş henüz. Yaratılanı Yaratan'dan ötürü sevdiğimiz günler. Zengin-fakir...