Tez Konusu: Kadınlara Neden ve Nasıl Aşık Oluyoruz?
Okula başladığın ilk gün annenin elini bırakıp kalabalığa karıştığın da ilk aşkın o gün başlar. İlk kez oturduğun okul sırasında, yanına oturan ilk kıza aşık olursun eğer şanslıysan. O küçücük sıra boğaz köprüsü gibi gelir sana. Bir ucunda sen bir ucunda o. Önceleri kalem, silgi, mendil paylaşılır. Sonrasında beslenme çantasından çıkarılan yemekler. Kutu kutu pense ile ilişkinin doruklarına çıkarsınız. Ne anlarız o dönemde biz çocuklar aşktan. İlk öpücükte sıfır sertleşme. Daha keşfetmedik hem neyini sertleşsin. Olsa olsa yüzümüz kızarır. Ah ne güzeldi o günler değil mi? Kızaracak bir yüzümüzün olması.
Sonra biraz tecrübe sahibi olunca aşkın halleri de değişir. Sevdiğin kızın ödevini yaparsın mesela. Gitmeyeceğin kursa sırf o gidiyor diye gidersin. Bu dönemde annelerde oğullarının aşk hayatını gözden kaçırmaz. Hemen anlar kızı, annesiyle eve davet edip pasta börekler ikram edilir. Siz sevdiğiniz kızla odanızda evcilik oynarken. kocaman kadınlar sizin aptal hallerinize güler. İşte o zamanlar da masumanedir, safdır, temizdir.
Lise dönemleri gelir. Ergenlik sivilcelerinden dolayı aynadan kaçar olursun. Şanslı kesimden isen eğer baby face yüzünle hayat sana güzeldir. İşte ne zaman kitaplara sığındık diye soranlara selam olsun. En sert şiirler ile giriş yaparsın edebiyat hayatına. Ocağına incir ağacı dikmişlerdir. Kolonya koklayarak kafayı bulursun. Bir kıza verdiğin en büyük hediye ona ayırdığın zamandır. Tabi o da anlayana dersin kendi kendine. Sığınılacak liman Bukowski'dir o dönem. Tabi işin acı tarafı Bukowski kadar çirkinsinizdir ama onun kadar şair değilsinizdir :)
"Güzellik bi bok değil, uçar
Çirkin olduğun için talihlisin.
Biri sana ilgi gösterirse
Başka bir nedeni olduğunu bilirsin."
En zor zamanlar üniversite zamanlarıdır. Evden uzak, aileden uzak. Kendi sınırlarınızı kendinizin çizdiği dönemler. Türlü türlü adam vardır. Koskoca dört yılını bir kıza ayırıp sonunda ya hüsrana uğrayanlar ya da kepi atar atmaz karı koca olanlar. Kiralık araç gibi kız değiştirenler. Menfaatçi tipler. Yalnız kalmaktansa aza kanaat edenler. Bir de küçüktün kıyamadım, büyüdün kayamadım diyen sübyancı tayfası vardır. Aman onlardan uzak durun. Ben bu sınıflamaların dışında kaldım. En çok kendimi sevdiğim için, kızları sevmeyi başkalarına bıraktım :) Yaşanılacak erkekler bir yana, konuşulacak erkekler bir yanaydı.. Ben bol keseden atıp, ilişki yaralılarını tedavi eden tarafı seçtim.
Akşamları evine kadar onunla beraber olmak için bindiğim belediye otobüslerinin işkenceye dönüştüğünü gün farkına vardım. Elbette bir insanı sevmek mümkün, eğer onu çok iyi tanımıyorsanız... Buraya kadar okuduysanız kadınlara nasıl aşık olduğumu dönem dönem anlattım. Ama nedenini söylemedim. Çünkü nedenini bilsek aşık olur muyduk hiç? Umursadıkça kaybettiğimiz kadınlar var. O yüzden yine Bukowski'den bir alıntı ile taşı gediğine koyuyorum dostlar.
"Hayatta kimseyi değiştiremezsin. Ve kimse için değişmemelisin. Ne sen başkası için mecburi istikametsin ne de başkası senin için. Yorma kendini. Bırak hayatına eşlik etmek isteyen seninle gelsin."
Yorumlar
Yorum Gönder