Küçük Prens'in İzinden...
Bir Cuma günü daha insanlar şirketten koşarak kaçarken; ben siniri, stresi, kariyeri, gelecek planlarını, yarım kalmış işleri masamın kenarına bırakıp ağır adımlarla çıkıyorum. İstanbul; akşama doğru yorgun, evine gitmenin derdinde, bir bar taburesinde sarhoş olmak niyetinde, hayatını yoluna koyma düşüncesinde... Düşünüyorum da hangi ara büyüdün be çocuk diye soruyorum kendime. Hani babam beni omzuna alıp ilk kez stada maç izlemeye götürdüğünde kalbim yerinden çıkacak gibi olmuştu. Keşke o gün omzuna aldığı gibi büyürken de zor zamanlarımda elini omzuma atsaydı. Annem beni okula ilk bıraktığı gün çok ağlamıştım. Çocukça oyunlarımızla mutluyduk halbuki. Bir çokoprens için kavga ettiğim çocuklarla, bir kutu kolayı 5 kez çevirirdik aramızda. Borç vermek yoktu lügatımızda. Karşılıksız bölüşmek vardı. Benim param yoktu mesela bizim paramız vardı. Bir cep dolusu alınan sakızlar vardı. 3 korner bir penaltıydı ama 3 yanlış bir doğruyu götürm...