Kayıtlar

Şubat, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bana Bir Masal Anlat Baba

Resim
   Yazmak için bir şeyler  biriksin istiyor insan. Misal gecenin birinde yorganı kafanıza kadar çektiğinizde, aklınıza çok sevdiğiniz ama erken yaşta kaybettiğiniz bir insan geliyor. Buz gibi duvarı yumruklayıp ağlarken buluyorsunuz kendiniz. Geri gelmeyecek olan çocukluğunuza ağıtlar yakıyorsunuz.           Söylediğimde eminim hak vereceksiniz, siz de benim gibi birkaç yıldır 80'lerin ve 90'ların pop kültürüne özlem duyuyorsunuzdur. Tarkan'ın "Dön Bebeğim, Unut Beni, Kış Güneşi, Unutmamalı, İnci Tanem, İkimizin Yerine" şarkılarının ikamesi yoktur bana göre. Zerrin Özer'in uzun bir aradan sonra pop müziğe geri döndüğü "Paşa Gönlüm" şarkısını hatırlayın. Arkada vokal yapan gençleri. Peki Barış Manço'nun "Müsadenizle Çocuklar" şarkısı.  Burak Kut, Soner Arıca, Ufuk Yıldırım, Hakan Peker, Grup Vitamin... Sertab Erener'in slow şarkılarıyla gönlümüze taht kurduğu, Demet Sağıroğlu'nun "Arnavut Kaldırımı" ile yaşan...

Taktik Maktik Yok Bam Bam Bam...

      Hayatımın bir gününü de first class yolcu koltuğunda oturan adam gibi geçirmek istiyorum. Kemerimi bağlayıp uçuşun keyfini çıkarsam. Güler yüzlü insanlar gelip bir isteğiniz var mı Murat Bey deseler... Portakal suyumu şarap bardağından içerken, kitabımı okusam mesela. Ama nerede; sabahın altı buçuğunda çalar saat sesiyle uyanıp, boynu bükük flamingolar gibi işe gidiyoruz. Her sabah sarışın, tay gibi bir kızla yolculuk ediyordum metroda, artık o da yok. İş mi değiştirdi acaba, ne yaptı yoksa o da mı evlendi.            İki büklüm otururken kitap okumaktan kendimi kitap ayracı gibi hissetmeye başladım. Aklıma bu aralar sürekli Demolition filmindeki o meşhur metro sahnesi geliyor. Vericem kulağıma müziği, alıcam hayatı sessize. Vurucam kırbacı vurucam kırbacı... Hunharca dans edip, insanlara dil çıkaracağım. Fatih Erkoç'tan oynatmama az kaldı doktorum nerede'yi istiyorum o zaman. Hadi bakalım gelsin.       Bil...

Sızıyor Kalbimizin Çatlaklarından Hayat...

Elbet çayla olmuyor içimizde soğuyan şeyleri ısıtmak. Kendi kendime düşünürken gözlerim kayıyor boşluğa.  Nasılda büyüdü ufacık bedenim,  ama içimdeki küçük çocuk direniyor yüreğinin kaldırımlarında oyunlar oynamaya.  Birkaç beden büyük geliyor hala yaşadıklarım bana.  Teneffüs zamanlarında yaşadığım kısacık mutluluklara özlem duyuyorum.  Gülüyorum gülmesine fakat hayat biz istemesek de boşalan bardağı doldurmaya devam ediyor.  Ve her defasında bir solukta içiyoruz; yalnızlığı, hayal kırıklığını, yarım kalmışlığı... Sanıyordum ki ben iyi olmaya çalışırsam, her şey iyi olacak Parmak ucunda yaşarsam kimse rahatsız olmayacak. Kırsak birilerinin kalbini eskisi gibi olmayacak biliyorum. Her ne kadar yapıştırsalar da parçalarını kalplerinin çatlaklarından akacak  Hüznü, neşesi, mutluluğu ve kederi... Çok çalışırsam karşılık bulacaktı emeklerim, Babam gibi susacak, yalnız kaldığımda haykıracaktım. Değişmeyen dünyanın şerefi...

Kahramanlar Can Verir, Yurdu Yaşatmak için...

      Saçları üç numaraya vurduruyorsunuz yıllardır gittiğiniz berberde. Tıraş bittikten sonra bir tane yanağa, bir tane kafaya şaplak atıp sarılıyor size. Son birkaç gün toz pembedir her zaman. Elinde büyüdüğünüz insanlar şaşırır kalır, hangi ara büyüyüp askere gidecek yaşa geldin sen. Annelerin gözü yaşlıdır ama dostlar sizi halay çekerek uğurlar. Var mıdır başka millette böylesine coşku bilemedim şimdi.        Otobüse binmeden önce baban gelir usulca yanına. Yıllardır doyasıya sarılamadığın, belki de kokusunu bile hatırlamadığın baban bağrına basar seni. Derin derin içine çekersin kokusunu. Kendine iyi bak evlat dediğinde gözünden yaş gelmez ama emin ol gönlünden kocaman bir buz kütlesi eriyip gitmiştir yaşlı adamın. Cam kenarına kafanı yaslayıp başlarsın düşünmeye. Geride bıraktığın ailen, seni bekleyen sevdiğin, kurduğun hayaller, dostların...     Askerlik tuttuğun nöbet, taşıdığın tüfek, soyduğun patates, kapıdan girerken bıra...

(Yirmi) Yedi Yaşındaysanız Hayat Gerçekten Zor...

       Her geçen gün yeni şeyler öğretiyor hayat bize. İnsanları anlamak zorunda kalıyoruz, fakat bizim daha önemli işlerimiz var. 27. yaşıma şunun şurasında birkaç basamak kalmışken ben hala 7 yaşındaki çocuk gibi davranmaya devam ediyorum. Eğer 7 yaşındaysanız hayat gerçekten çok zor :)          Çok şikayet ediyorum farkındayım. İşimden, kendimden, çevremdeki insanlardan. Hiç kimseyi değiştirmek gibi bir niyetim yok, kendim de zaten olduğum gibi yaşayıp gidiyorum. Göte göt diyorum. Hayallerimi anlatıyorum, felsefe yapıyorum, kendimle alay ediyorum. Misal planlarım gerçekleşmeyince küçük düşebiliyorum. Fakat başarı hikayeleri kadar başarısızlık hikayeleri de önemli değil midir?          Terfi alamadım mesela, haliyle maaşıma zam da olmadı. Hala bok varmış gibi burnumun dikine gidiyorum. 3 kuruş fazla almak için içten pazarlıkçı olamıyorum. İnsanlar beni sevdiğini söylüyor, çalışmaktan zevk alıyorlarmış, işi...