Kayıtlar

2012 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Ben Demokrasi'ye İnanırım Benim Partim Kazandığı Sürece...

           Henüz bir ekonomist olmadığımdan dolayı bu konulardan riyakar olamıyorum. Bardağın dolu tarafına görmek hepimizin işine geliyor. Son 10 yılda Türkiye'nin ayağına harika bir fırsat geldiğini düşünenlerdenim. Belki böyle düşünmem hataydı ama bizi yönetecek olan iktidarın Allah korkusu olan, fakirin halinden anlayan, riyakar olmayan bir iktidar olacağını düşünüyordum. Benin gibi milyonlarca insanda buna kandı. Çünkü bugüne kadar halkın arasına karışan, sofrasında yemek yiyen, Allah'ın selamını alıp veren bir iktidar görmemiştik. Sağolsunlar bizi Allah ile kandırmayı da başardılar.                        Atanamayan öğretmenleri, Doğu'da çatısı olmayan ilkokulları, intihar eden askerleri, evini asgari ücret ile geçindirmeye çalışanları, bankalara borçlanmayan vatandaşın kalmadığı bir ortamı, her üç üniversite öğrencisinden birinin iş bulamadığı bir ülkeyi duble yollarla, bedava dağıtılan k...

2012 Ne Verdi? 2013'ten Ne İsteyeyim !

          Yeni bir yıla girmemize şunun şurasında 48 saat kaldı. Ben yılbaşı akşamı vur patlasın çal oynasın yapanlardan olamayacağım maalesef. Bütün bir yıl ne yaptım ki; böylesine bir gecede tüm yılın yorgunluğunu atayım. İki gün sonra bu saatlerde yani yaklaşık 23.30 civarlarında insanlar belki mükellef bir sofranın başında  bilmem kaçıncı duble rakının tadını boğazında hissederken, ben evimde oturmuş belki çay içiyor olacağım belki de kafamı kitaba gömmüş bir an önce yeni yıla girmeyi bekliyor olacağım. Yeni yıldan bir beklentim var mı? Evde bir tane çeyrek milli piyango bileti var eğer ona amorti vurursa sanırım yeni yıla dair olumlu beklentiler içinde olacağım. Düşünün ki büyük ikramiye çıksın demiyorum bile, durum o kadar vahim. Yıllarca amorti bile çıkmamış.            Arkama yaslandım sadece bu yıl yaşananları film şeridi gibi gözlerimin önünden geçiriyorum. Belki hayalini kurduğum veya planladığım gibi gelişmedi ba...

BABA NASİHATİ...

     İnsan nasıl bir ruh haline bürünmüş ise etrafında olup bitenleri buna göre değerlendiriyor. Okuduğum her kitabın kahramanında kendimden izler buluyorum, her filmde belli sahnelerde dejavu oluyorum. Ama bugün babamın dedikleri duyduktan sonra gerçekten bir hayli güldüm ve düşüncelere daldım.       Bu yaşıma kadar hep sessiz kaldı, başardığım zamanlarda da hüsrana uğradığım zamanlarda da hep kenardan izlemeyi tercih etti. Elini omzuma atıp teselli de etmedi, gülerek sarılıp tebrikte...Yine de içten içe hep düşünürdüm kalbinin bir köşesinde benim için büyük ümitler besliyordu. Bir gece daha onu hayal kırıklığına uğratmanın burukluğu ile yatacağım belki ama güneşli günler pek de uzağımızda değil.        Gelelim bugün ne olduğuna 23 yaşıma gelmeme rağmen babam hala nedense bazı şeyleri yüzüme söylemek yerine anneme fısıldamayı tercih ediyor.Aslında annemin evde yıllardır harika bir arabuluculuk yapıyor babam ile benim aramda. Ben ba...

ARKA PLAN

       Tuhaf bir dönemden geçtiğimi kabul etmeliyim. Er ya da geç hayatımın bu dönemini geride kalacak ama istemeden de olsa arkamda kalbi kırılmış dostlarım, çöpe atılmış hayaller ve boş vaktimde okuyup tozlu raflara bıraktığım onlarca kitaplar bırakacağım. Kaç arkadaşım bu yazdıklarımı okur bilmiyorum ama aramadığım veya her aradıklarında vakit ayıramadığım arkadaşlarıma karşı büyük bir vefa borcum var. Aslında kendime bahane uyduruyor olabilirim ama bugüne kadar maddi imkansızlıklar elimi kolumu bağladığında arkadaşlarıma sarılmak yerine sırtımı dönüp duvara yaslanmayı yeğledim. Yaralarımı tedavi ettirmek yerine üzerine üfleyip kendi kendine geçmesini bekledim. Yaralar kapandı belki ama geride derin izler bıraktı.         Her gece yatarken bir daha geriye getiremeyeceğim o güzel günlerin ve elimden kaçırdığım fırsatların muhasebesini yapıyorum. Bugün olduğumdan çok daha farklı yerlerde olabileceğimi hayal ederek belki de kendimi avutuyorum. ...

EKMEK ARASI...

       Kış kapıya dayandı. Atkılar,eldivenler, kalın montlar giyilmeye başlandı. Annemin uuu çok soğuk sıkı sıkı giyin bak hasta olup başıma kalma dediği günler geldi. Özellikle bu yıl kışın gelmesine ayrı bir sevindim. Bahanem de hazır bu soğukta dışarı çıkıpta ne yapacağız oturun oturduğunuz yerde. Malum insan işsiz olunca sağa sola gezmeye para yetiştiremiyor. Kocaman adam olduM, babamdan harçlık istemeye yüzüm yok. İyi ki geldin be karakış. Evimde oturup bir elimde sıcak çayım bir elimde kitabım oh mis.         Bu aralar karar verme aşamasındayım. Günler çabuk geçiyor ve her geçen boş gün bendeki stres katsayısını bir kat daha arttırıyor. İşe mi girsem, acaba hayırlı bir iş bulur muyum, yok yok en iyisi askere gideyim veya üds,ales tarzı sınavlara hazırlanayım zaten gireceğim bir işe diye düşünerekten günler avucum arasından kayıp gidiyor...          En iyi yaptığım şeylerden bir tanesidir ruh halimi koruyabilmek....

Uykusuz Geceler, Dile Gelmeyen Düşünceler

          Her gece olduğu gibi beni yine uyku tutmadı. Annemin demesiyle gece geç vakit yatmam ve öğlenleri ufak şekerlemeler yapmam bunun sebebiymiş. Haklılık payı yok değil; fakat asıl neden yatmak için bir nedenimin olmaması. Sabah erkenden kalkıp ağzım kulaklarımda evden güle oynaya çıkabileceğim bir işim yok, yeni bir günün bana yeni fikirler,yeni fırsatlar getireceğine dair bir umudum da yok. Eee o zaman neden erkenden yatayım. Herkesin götünde pirelerin uçuştuğu saatlerde ben kendimle baş başa hayaller aleminde volta atıyorum. Yıllardır böyledir beni benden iyi anlayan çıkmadı çünkü bugüne kadar...            Ben çocukken babam neden hiç evde oturmaz hep dışarı giderdi diye düşünürdüm ,acaba benimle ilgilenmek istemiyor muydu derdim. Ama şimdi çok iyi anlıyorum. Aylardır evde oturuyorum, kim bütün gün evde erkek başına oturmak ister ki be arkadaş. Ev dediğin kadına aittir. Hayatım boyunca kendime bir meşgale edinmeye çalış...

Her şey Güzel Olacak...

         Bu sefer ekonomi ve siyaset hakkında yazmayacağım. Kendimi anlatmaya biraz olsun içimi dökmeye ihtiyacım var. Hayatımın belki de en kısır dönemini yaşıyorum. Onca yıl okuduktan sonra bir şeylerin değişeceğini umuyordum; ama hayat erkende olsa bazı şeyleri görmeme vesile oldu.           Üniversiteden mezun olalı yaklaşık 5 aydır işsizim. İşsizim lafımdan gocunmuyorum, bu ülkede benim gibi milyonlarca insan var. Belki bugüne kadar çoktan iş bulmuştum fakat severek yapacağım ve bir ömür boyu idame ettirebileceğim ruhuma hitap eden bir iş aradığımdan hali hazırda boş geziyorum. Şimdi bana şunu diyenler olacak, su her zaman istediğin yönde akmaz o zaman  akıntıya bırak kendini yani bir yerden başla diyenleriniz vardır mutlaka...             O zaman şöyle izah edeyim. 2 yaşında bir kardeşi ve benden beklentisi yüksek olan bir ailem var. Bir yerden başlayayım diyerekten iş hayatına atıldığım an h...

Mutlu Olmak...

      Uzun bir aradan sonra başımı yastığa rahat koyacağım. İşsizliğim aklıma gelmeyecek, gelecek kaygım, askerlik, geçim sıkıntısı, kız meselesi koy g.tüne rahvan gitsin. Nedendir bilemiyorum ama mutlu olmamak için hiç bir sebebim olmamasına rağmen tutturmuşum idealist bir adam olma sevdası ömrümü heba ediyorum. Hayal ettiğiniz insan olmaya çalışmak içinizdeki insanı harcamaktır diye boşuna dememişler. Gençliğimin bu güzel günlerini bozuk para yapmışım azar azar harcıyorum.         Sahip olduğum güzelliklerin farkında değilim belki de. Her hafta birbirinden komik insanlarla bir araya gelip gülüp eğlenmemizin yanında çıkıp aynı sahada top koşturuyoruz. Yeri geliyor gülüyoruz yeri geliyor dertlerimizi paylaşıyoruz. Ama ne olursa olsun omuza omuza verip zorluklara göğüs geriyoruz. Üzerimizde ilkokul önlükeri, boynumuzda suluklar varken başladığımız bu yolda yıllar geçti. Yeri geldik yıllarca birbirimizden ayrı düştük, yeri geldik bir telefon uzaklıkta...

Sıcak Para; Ne Getirdi Ne Götürdü ?

    Sıcak para deyimini ekonomiyi takip edenler hatta takip etmese de ne zaman bir ekonomik dalgalanma veya çıkmaz olsa haber bültenlerinde duyanlarımız vardır. Hele de bu ülke Türkiye ise sıcak para deyimi bir kat daha önem arz eder. Sıcak paranın tam olarak bir anlamı yoktur ama genel kabul görmüş çevrimlerine bakarsak ; kısa dönemli spekülatif para girişleri veya aşırı dalgalanma anlamına gelmektedir. Bu açıklamayı yaptıktan sonra şimdi Türkiye için sıcak paranın ne anlam ifade ettiğini ve sıcak paranın neden bir ülkeyi tercih ettiğini anlatmak istiyorum.      Sıcak para içinde birkaç eylem barındırır. Özellikle Türkiye yıllarca yüksek faiz-düşük kur politikasını uyguladığından dolayı biz yıllarca sıcak paranın ülkeye girişini şu şekilde anladık: Yüksek faizden faydalanmak isteyen yabancıların bizim tahvillerimizi ve hisse senetlerimizi alması ve mevduat yatırması. Halbuki sıcak para bir ülkeye sadece yabancıların bu işlemleri ile girmez. Örneğin son yılla...

24 Ocak'tan 2001 Krizi'ne;Bugünün Türkiye Ekonomisi

       2012 yılını da geride bırakırken son günlerde açıklanan kritik rakamlar ve not arttırımından sonra Türkiye'nin son 10 yıllık performansı ve 1980 sonrası gelişen Türkiye ekonomisini üzerine kafa yormak geldi içimden.        1980 yılı malum 12 Eylül darbesi ile ülkemizde derin yaralar açılmıştır. Kimilerine göre ise bir yandan anarşi durdurulmuş bir yandan da 24 Ocak 1980 kararları ile Türkiye ithal ikameci politikalardan ihracatı teşvik edici politikalara geçiş yaparak ekonomi alanındaki zincirlerinden kurtulmuştur. Bu tarihten itibaren özellikle rahmetli Turgut Özal'ın başlattığı serbest ekonomi, liberal siyaset hareketi ile Türkiye'nin ufku oldukça genişledi. Son günlerde merhum Özal'ın ölümü araştırılmakta eğer zehirlendiği kesin olarak anlaşılırsa şu sonuca varabiliriz ki; birileri Türkiye'nin serbest pazar ekonomisine doğru şekilde entegre olmasını istemediğinden böyle bir siyasi komploya başvurulmuştur. Nedeni ise çok basit. Dış tic...

Siyasi Zıtlıklar Üzerine Kurulan Cumhuriyet

   Uğur Mumcu'nun çok güzel bir sözü ile giriş yapmak istiyorum. Der ki; "Bu ülkenin insanları bilgi sahibi olmadan fikir sahibi oldular." Sanırım bu söz bugün bizim ülkemizde pek çok şeyi gözler önüne seriyor. Siyaset, ekonomi, futbol, iş hayatı o kadar rahat konuşulur ki Türkiye'de zannedersiniz ki konuşanlar bu konu hakkında master yapmış. Ben bu yazımda siyaset hakkında yapılanlara değineceğim.     Dünya'da ordu ile din arasındaki en tezat ilişki sanırım bizim ülkemizdedir. Düşünün ordumuza peygamber ocağı deriz; ama özel hayatta insanların inancına ve ibadetine karışırız. Dini eylemlerin çoğunu bir irtica olarak gören ordu bunun üzerine onlarca eylem düzenler. Düşünün irtica ile mücadele yani gericilik ile mücadele eden ordu bu ülkede iki kez darbe yapıyor. Yani irticayı bizzat yapan durumuna düşüyor. Türk insanı mücadeleci ruhunu büyümek ve gelişmek adına değil de kendi içinde bölünmek ve dövüşmek adına kullanmış bugüne kadar maalesef. Öyle insanlar var k...

DIŞ TİCARET GÜCÜ

    Dış ticaret üzerine artan ilgim bu konu hakkında beni daha çok okuma ve araştırma isteğine itti. Bu yazımda kendimce coğrafi keşiflerden bugüne evrim geçiren ve gelişen dış ticareti dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım.      Osmanlı Devleti'nin ekonomik olarak gücünü kaybetmesine sebep olan Coğrafi Keşifler Avrupalı ülkelerin  gücüne güç katmasına ve Osmanlı hegemonyasına karşı çıkmasına sebep olmuştur. Avrupalı devletlerin bugünkü ekonomik yapılarının oluşmasına zemin de hazırlamıştır bu olay. Değerli madenleri taşımak, onlara ulaşmak, dış ticareti artırmak amacıyla güçlü deniz filoları ve ordular kurulmuş. Artan dış ticaret hacmi zamanla rekabete dönüşmüş ve ülkeler arası mal transferi yanında emek transferi de yaşanmaya başlamıştır. Peki keşfedilen yeni kıta ve değerli madenler Avrupa halkına hep refah ve bolluk mu getirmiştir. Tabii ki de yan etkileri görülmüştür. Değerli maden akımı ile Avrupa'da ortaya çıkan pahalılık köylüleri fakirleştirmiş...

Vatan Böyle Sağ Olmasın !

       Ne zamandır askerlik üzerine düşüncelerimi aktarmak istiyordum. Malum son aylarda bir çok kardeşimiz şehadet şarabından içip aramızdan ayrılırken, klavye delikanlıları buna bende dahilim şehitlerimizi trend-topic yapıp üzerimize düşen görevi yerine getiriyoruz. Ondan sonra da bu ülkede bir şeylerin yolunda gitmesini bekliyoruz. Bu ülkede her konunun uzmanı vardır maşallah. Sabahları Türk insanı ne giyse diye program yapılır, öğlenleri Müge Anlı dedektifçilik adı altında kendini tatmin eder, akşamları kimi kanalda siyaset tartışılır kimi kanalda da spor programları vardır. Ama o spor programlarında sunucular da savaş muhabiri gibidir her an her şey olabilir stüdyo da. Bu ülkede olunmayacak bir şey varsa bence bu kesinlikle askerliktir. Şimdi kendi bakış açım ile izah edeyim...          Bu ülkeyi Osmanlı hantallığından ve vurdumduymazlığından , aynı zamanda düşman işgalinden kurtaran asker. Bu asker gitti bir de haddini aştı Cumhuriye...

Sosyalizm'den Liberalizme Yolculuk

 Son günlerde okuduğum bir kitap var. Andrey Heywood tarafından yazılmış "Siyasi İdeolojiler" kitabı geçmişten günümüze bütün siyasi fikirlerin tarihçesini, nereden çıktığını, yapıtaşlarını, neler vaad ettiğini ve hangi sonuçları verdiğini gayet güzel bir şekilde anlatmış. Bende bu okumanın üzerine kitabın bana düşündürdüklerini sizlerle paylaşmak istedim.  Tabii ki siyasi ideoloji denince ilk akla gelen kavramlar; sosyalizm, komünizm, liberalizm ve liberalizmi ilke edinmiş ekonomik yapı kapitalizm...Ben özellikle Sosyalizm ile Liberalizm arasındaki mücadeleye değinmek istiyorum   Sovyetler Birliği'nin dağılması ile birkaç ülke istisna dünyanın her yanında liberalizm ve kapitalizm hakim olmuş. Gerek toplumsal gerek ekonomik çevrede gün geçtikçe etkisi artmaya da devam ediyor. Liberalizm deyince bireyci,akılcı, adaletten yana, hoşgörünün hakim olduğu ve farklılıkların desteklendiği bir siyasi görüş akla gelir. Karl Marx ömrünü sömürüye ve adaletsizliğe karşı harcam...

Emek, İstihdam ve Dış Ticaret Üzerine

       Emeğin yani daha çok ifade ettiğimiz şekli ile işçinin durumu yüzyıllardır tartışılagelen bir durumdur. Karl Marx, Engels, R.Luxemburg ve birçok teorisyen işçinin ekonomideki ve toplumdaki rolünün bu kadar önemli olmasına rağmen pastadan aldığı payın adaletsizliğine değinmişlerdir. Özellikle Karl Marx ile başlayan süreç zamanla siyasileşmiş, halk hareketine dönüşmüş.         Bugün dünyanın her yerinde bir işçinin emeği karşılığı elde etmiş olduğu ücreti onun satınalma gücünü oluştururken; işverenin elde ettiği kar ise onun hem satınalma gücünü hem de yatırımlar ve lüks yaşamı için bir fon oluşturur. Bundan dolayıdır ki dünyada giderek gelir dağılımı adaleti bozulmaktadır. Bundan yüzyıl önce de işçilerin aldıkları ücret sadece geçimlerini sağlamaya yetiyordu bugün de böyle. Fakat değişen önemli bir şey var. Kitle üretimi, globalleşen dünya, kapitalist ekonomi bireyleri aktif bir tüketici haline getirmiş. Sürekli artan bu tüketimi karşılay...

Son(bahar)...

       Tuhaftır ama hayat plan yapmaya gelmiyor. Rahat ve serbest bir aile de yetişmedim ama hayatım boyunca kendi kararlarımı kendim aldım. Doğrularımla övündüm, yanlışlarımdan ders çıkardım; sağolsun ailem  her kararımda bana destek oldu. Ve öyle böyle eli ekmek tutacak bir adam oldum. Şimdi ise sonbahar rüzgarında savrulan ince bir yaprak gibiyim. Rüzgar beni nereye götürürse...         Bu yaşıma kadar babam bana hayata dair en ufak bir tüyo bile vermedi, sadece kenarda oturup bana seyretmemi söyledi. Kolay değildi hayat, ne kadar dürüst olmaya çalışırsan o kadar batağa çekiliyorsun, kendi ayaklarının üzerinde durmaya çalıştıkça çelme yemeye devam ediyorsun, sözünün eri olmak isterken tükürdüğünü yalamaya mahkum olabiliyorsun. Ama yine de adamlığından bir şey kaybetmiyorsun. Niye mi çünkü bir hiç uğruna değil bunca şey eve bir parça ekmek götürebilmek için. 3 aydır evde oturmuş, mutlu olacağım, sabahları koşarak gidebileceğim bir iş ara...

AK PARTİ'NİN ENDİKASYONLARI

  Malum Pazar günü iktidar partimizin 4.Olağan kongresi yapıldı. Gerçekten büyük bir gövde gösterisi idi. Yabancı basının akredite olması, yabancı devlet adamlarının kongrede hazır bulunması, Türk siyasetinde tabiri caizse küçük takımların büyük golcüleri diyebileceğimiz kişilerin Ak Parti'ye katılması, binlerce kişinin hınca hınç doldurduğu bir salonda Başbakana sevgi seli gösterilmesi evet bunlar güzel görüntülerdi. Bir ülke bir adım daha ileriye gidecekse bu siyasilere olan güvenin gösterilmesinden geçer. Tabi ki siyasiler bunu istismar etmez ise...Şimdi yine eleştiriye başlayacağım, tabi böyle olunca beni eleştiren arkadaşlarıma şunu da söylemek isterim maalesef ne sağcı ne de solcu olabildim. Ülkeye tek bir çerçeveden bakamıyorum. Yani sıradan bir vatandaş olup hele de biraz eğitim almışsan devlet büyüklerin bu söyledikleri ve yaptıklarından sonra eleştirmemek elde değil. O zaman başlıyorum Pazar günü Olağan kongerenin bana düşündürdüklerini açıklamaya...     ...

O'nsuz Bayramlar...

   Bu gece geçmişi yad ettim. Kaybettiklerimi ve kazandıklarımı masaya koydum ve önüme baktım. Aynada değişen yüzümü, kırlaşan saçlarımı seyrettim. Ve bir günün daha benden alıp götürdükleriyle arkama yaslanıp düşüncelerimi kağıda döktüm...      Bayramlar her zaman için bir aile için özel olmuştur. Bizim ailemiz için de her zaman öyleydi. Her zaman harika  geniş bir aileye sahip olduğumu düşünmüşümdür. Her bayram tüm aile İzmit'te o güzel bahçeli evimizde biraraya gelir, bayramı beraber geçirirdik. Büyükler kahkahalar eşliğinde sohbet eder,biz torunlar ise o koca bahçede bir oraya bir buraya koştururduk. Dedem bize her bayram enfes poğaçalar, harikulade baklavalar yapar damaklarımızı şenlendirirdi. Anneannem bizi yanaklarımızdan öperdi, ama arada da bahçedeki çiçeklere zarar vermeyelim diye de uyarmıyor değildi :) Ne güzeldi o günler. Evet ne güzeldi diyorum çünkü o günler galiba geçmişte kaldı...       Geçen yıl 28 Ağustos'ta anneannem ar...

Denemeler...

     Gündemin çok çabuk değişebildiği ülkemde inanın nelerin olup bittiğini takip etmek gün geçtikçe zorlaşıyor. Bilgiye ulaşmak kolay ama bu kadar bilgi kirliliğinin içinde doğrusuna ulaşmak bir hayli zor. Malum 2 gün önce Türkiye'nin II. Çeyrek Büyüme rakamları açıklandı 2.9 gibi bir rakamdı açıklanan değer. Bugün bu konudan giriş yapıp yazımı şekillendireceğim.        Son on yıldır krizin olduğu yıl hariç hızlı bir büyüme trendi içindeydik. Yüzde 8'lerde seyreden rakamlar ile ülke ekonomisi coşmuş hatta aşırı ısınma var biraz soğutmak lazım bile denmişti Türk ekonomisi için. Gazeteler,dergiler, televizyonlar her gün bir yandan büyüyen,gelişen Türkiye'den bir yandan borç batağına düşen, cari açığı büyüyen Türkiye'den bahsederken sıradan bir vatandaş olarak hangisine inanalım. Ekonomiyi yönlendirenler bizleri istatistiklere boğarak şöyle büyüdük,böyle zenginleştik safsataları ile uyutmaya devam ededursunlar biz bankalara ne kadar boçlandık ona baka...

Zincirlerini Kıramamak...

       Her insan mutlaka görünmeyen zincirler ile olduğu yere bağlanmıştır. Kimileri bunu çok geçmeden kırıp serbest kalmış, kimileri her geçen gün zincirlerine bir yenisini eklemiştir. Ben bugün her geçen gün zincirlerime bir yenisini daha ekleyen birisi olarak içimdekileri dökmek istiyorum...        Herkes yaşadığı toplum içinde farklı ve özel olduğunu düşünür hatta kimileri bunu iddia eder. Bu kişiler aileleri tarafından bu tarzda yetiştirilmişlerdir. Her zaman elindeki ile yetinmeyen, özgürlüğüne düşkün, özgüveni yüksek, kendi başına ve rahat hareket etmeyi seven, birisine ve bir yere bağlı kalmayan bu insanlar kendilerince farklı olurlar hatta bunların çoğu hayatta bu farklılıklarını başarıya çevirmesini de bilir. Ben kendimi bu kategoride göremiyorum maalesef.        Bilmiyorum az sonra anlattıklarımdan sonra beni kendisine yakın hisseden olacak mı ama genelde bizim toplumumuzda bizler böyle yetiştirildik. Hep belli ...

Görünen Ekonomi Yaşanan Ekonomi...

    Okul bittiğinden beri ekonomiden uzak kaldığımı düşünüyorum. Gerek blog sitelerini gerekse haber programlarına göz atmaz oldum. Eee haliyle 4 yılın verdiği yorgunluk ve bıkkınlık biraz kafamı boşaltmama sebep oldu. Biraz ara vermenin vermiş olduğu zihin açıklığı ile tekrardan ekonomi hakkında yazılar yazmaya karar verdim. Bilgileri taze tutmak gerekiyor...Dünden bugüne bir değerlendirme yapmak istedim kendimce kafamda ölçtüm biçtim ve sizlere sundum.        İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra yeni kurulan dünya düzeninde birçok yeni ülke haritaları çizilmiş, savaştan çıkan ülkeler yaralarını sarmaya başlamış ve kısa zamanda kalkınma ve büyüme yarışına girişmişlerdi. Büyük Buhran'dan Roosvelt'in Keynesçi politikaları ile kurtulan ABD sahip olduğu ihraç fazlası ürünleri Avrupa ve gelişmekte olan ülke pazarlarına sunmaya başladı. Alım gücü olmayan ülkelere satınalma gücü transfer etti. Ve yaptığı hamlenin meyvesini 50 yıldır toplamaya devam ediyor. Girmiş ol...

İktidar olma, MUHALEFET ol...

     Gecenin geç bir saati blog sitelerini dolaşırken yine düşüncelere dalmışım. Ve maalesef yine sistemi eleştirmek geldi içimden. Diyebilirsiniz ki hep eleştiri hep eleştiri nereye kadar ama bu kadar güzelliğin içinde bu kusurlarda insanın bırak gözüne batması bildiğin delip geçiyor.        Üniversiteden mezun olmadan önce haberlerde hep duyardık her üç üniversite öğrencisinden birisi işsiz, işsizlik rakamları son üç ayda tek haneli rakamlara düştü, kişi başına düşen milli gelirimiz arttı, merkez bankasının dolar rezervleri tarihi rekor kırdı, 2023'de en büyük 10. ekonomiyiz, demokrasi yolunda yetmez ama evet, üniversite sayısında İngilizleri geçtik, ülkeye gelen doğrudan yatırımlar arttı vb. birçok haber hergün bir kulağımızdan girip ötekisinden çıkıyor. Aklımızda ise kısaca önemli satırbaşları kalıyor. Şimdi felaket tellallığı yapmayacağım fakat gözü açık rüya görenler gibi şakşakçılık da yapamam sıradan bir vatandaş olarak içimden gelenleri say...

Hayat Mücadelesi Devam Ediyor...

    Zaman ellerimin arasından akıp giderken  anılar gözlerimin önünden film şeridi gibi geçiyor. Hangi ara büyüdük, iş güç sahibi olacak yaşa geldik. Ah ah bir zamanlar gözyaşları içinde bir an önce büyüyeyim özgür olacağım, mutlu olacağım diye haykırıyordum. Hay senin kedi canını :)          Hayat düdüğü çaldı ve zorlu mücadele başladı. Evet tam olarak böyle oldu. Hayat bizim için oldu olası bir mücadele değil miydi zaten. Bir zamanlar birbirini seven iki insan evlendi ve çocuk yapmaya karar verdi ve akşamına mücadele başladı. Dile kolay milyonlarca spermin arasından galip geliyorsun ve ana rahmindeki 9 aylık hücre hayatın başlıyor:) Her dönem bizim için zordu kim kolay diyebilir ki evet belki bugün geriye dönüp baktığımızda biz bunlar için mi ağlayıp sızladık diyebiliyoruz ya anı yaşarken nasıldı...Okumayı öğrendik diye hocamızın taktığı kurdele ile gururlanır, sünnetin ertesinde erkek olduk diye önüne gelene çükümüzü gösterir havalanırdık. K...

Eğitim Cehaletimi Aldı Eşeklik Baki Kaldı :)

        11 Ayın Sultanı evlere teşrif edip soframıza bereket kalplerimize sevgi getirdiğinden beri bütün günüm yatarak ve kitap okuyarak geçiyor. Aslında bu durum benim canımı pek sıkmıyor, çocukluğumdan beri kendimi odama kapatıp kitap okuyarak farklı masal dünyalarına dalmaya bayılırım. Bir aylık süreç içerisinde uzun uzadıya düşünme fırsatım oldu. Şimdi ne olacak alışmışım sabah erken kalkıp okula gitmeye, her defasında bir dönemi daha bitirip tatile girmeye ve sil baştan yeniden başlamaya. Aile büyükleri ile başbaşa kaldığınızda hepsi haklı olarak "ee evlat noldu şimdi ne düşünüyorsun? Bak bence... "ile başlayan nasihatler ve onlara beğendiremediğim düşüncelerim. Dertler derya olmuş bense bir sandal derken İbo abi tam yerine parmak basmış.         Şimdi çevremdeki insan profillerini anlatmak istiyorum ve en nihayetinde benden bir cacık olmayışı: Lise döneminde inek gibi ders çalışıp Türkiye standartlarında çok iyi üniversiteleri kazanm...

Babalar ve Oğulları

    Zor zamanlardan geçiyoruz. Kim geçmiyor ki aslında, sorsanız herkes perişan kendi derdimize düşmekten ne olmuş ne bitmiş haberimiz yok. Dünyaya birileri gelirken, birileri ebedi yolculuğa yelken açıyor. Bir gün ailecek bir araya gelip yeni gelen üyeye merhaba derken, ertesi gün bir diğerini yolcu etmek için yas tutar oluyoruz. Hayat, dengesinin hassas olduğu bir terazi ise kantarın ucunu kaçırmamalıyız işte o zaman mutluluğunun ucundan tutabiliriz belki...      Bugünlerde melankoli halinde etraflarda dolanıyorum. Bakıyorum ama görmüyorum sanki; nedir asıl olan görünen mi yoksa arkasında gizlenen mi?  Hayatta her şeyi kitaplardan öğrenemeyiz bazen kitap gibi okunacak insanlar lazımdır bize bunlar en yakınlarımız da olabilir hiç güvenmediklerimiz de yeter ki okumasını bilelim.Her erkek evladın babası ile özel bir ilişkisi vardır benim de böyle bir ilişkim yok dersem yalan olur ama gerçekten bizimkisi sıradışı biraz. Hani babalarımızdan genelde duyarız ...