Uykusuz Geceler, Dile Gelmeyen Düşünceler

          Her gece olduğu gibi beni yine uyku tutmadı. Annemin demesiyle gece geç vakit yatmam ve öğlenleri ufak şekerlemeler yapmam bunun sebebiymiş. Haklılık payı yok değil; fakat asıl neden yatmak için bir nedenimin olmaması. Sabah erkenden kalkıp ağzım kulaklarımda evden güle oynaya çıkabileceğim bir işim yok, yeni bir günün bana yeni fikirler,yeni fırsatlar getireceğine dair bir umudum da yok. Eee o zaman neden erkenden yatayım. Herkesin götünde pirelerin uçuştuğu saatlerde ben kendimle baş başa hayaller aleminde volta atıyorum. Yıllardır böyledir beni benden iyi anlayan çıkmadı çünkü bugüne kadar...

           Ben çocukken babam neden hiç evde oturmaz hep dışarı giderdi diye düşünürdüm ,acaba benimle ilgilenmek istemiyor muydu derdim. Ama şimdi çok iyi anlıyorum. Aylardır evde oturuyorum, kim bütün gün evde erkek başına oturmak ister ki be arkadaş. Ev dediğin kadına aittir. Hayatım boyunca kendime bir meşgale edinmeye çalıştım yani bir uğraşım olmalı, sap gibi dolanmamalıyım etrafta. Bundan dolayıdır ki her gün yataktan kalkıp kahvaltımı yaptıktan sonra odama kapanıp akşama kadar kitap okuyorum, ingilizce çalışıyorum, bu aralar kendime yeni bir iş edindim vaktim oldukça beyaz sayfalara birşeyler karalıyorum. Belli olmaz belki karalayacak sayfa kalmadığında ortaya okunacak bir kitap çıkar. Bu arada annem içinde bir parantez açayım ;günahını almak istemiyorum ama sanırım yaranamıyorum. Düşünün ki cebine giren üç beş kuruş ile kitap aldığı için azarlanan ben, evde ayak altında dolanmayayım diye kendimi odama kapatmama rağmen birkaç zılgıt yemek zorundayım :) Neyse ki merhametli ve düşünceli bir annem var da her akşam pembe dizi izlerken çayın yanında kurabiye,bisküvi tarzı bir şeyler yaparak gönlümü alıyor.

           Okul bittiğinde acele etmiyordum, boru mu 4 yıl çatır çatır okudum lan ben. Öyle elinde diplomasını alıp, rulo yapıp gezdiren tiplerden olmamak için geceli gündüzlü okudum,yazdım. Ama bir yerde yanlış yaptım sanırım. Eskidendi o işler, eskidendi okuyup yazanın,yazdıklarını sorgulayıp düşünenin kıymetinin bilindiği günler.Devir samanyolu devri. Durdurak bilmeyen ,mücadelenin eksik olmadığı bir değil iki yabancı dilin şart koşulduğu, üniversite diplomasının değil, sertifikaların iş bulduğu bir devir. Bunların olmadığı durumlarda dilin farklı işlevlerinin kullanılmaya başlandığı, oley oley nidaları ile eş dostun, makam kapılarının arşınlandığı bir devir. Boş versene Murat sana ekmek çıkmaz bu devirde. Mutluluğun ve başarının cebine giren net ücret ile kıyaslandığı bir dönemde. Sen hala boş hayaller peşinde koşmaya devam et.

            Karamsar bir insan değilimdir, beni tanıyanlar bilir. Ajitasyon yapmayı sevmem, gerekte duymam zaten;çünkü ucunda bir iş, bir aş beklentimde yok. Olsaydı şimdiye al takke ver külah, dudağımın üstünde yeni çıkmaya başlayan badem bıyıklarla aranızda dolanır dururdum. Ama söylemeden de edemeyeceğim durum vahim. Çünkü haksızlıkları, olması gerekenleri veya olsaydı güzel olurdu denilen şeylerin dile getirildiği durumlarda ya herşeye muhalefet oluyorsunuzdur ya da kuyruk acınız vardır. Bazen kendimi anlatamadığımı düşünüyorum, veyahutta siz anlamıyorsunuz ama bundan yıllar önce birisi tam da ne demek istediğimi gayet açık ve net bir biçimde söylemiş. "Azimli olmadığım doğru ama azimli olmayanların da yaşayabilecekleri bir yer olmalıydı, mevcut yerlerden daha iyi bir yeri kastediyorum. Sabahın altı buçuğunda bir çalar saat sesiyle uyanıp yataktan fırlayan, giyinip zorla bir şeyler atıştıran, sıçıp, işeyip, dişini fırçalayan, saçını tarayan, başka birine büyük paralar kazandırdığı bir yere ulaşmak için trafikle boğuşan ve tüm bunlara sahip olma fırsatı bulduğu için müteşekkir olması istenen biri hayattan nasıl keyif alabilir?" 

             Evet bu mantıkta ve düşüncede olan bir insandan önemli bir işadamı, üst düzey bir yönetici, aşırı hırsları ve yükselme arzusu olan bir adamın çıkması imkansız. Olsa da riyakarlık, ikiyüzlülüktür. Benden olsa olsa, her sabah isteyerek gittiği bir işi ama kıt kanaat geçimine yetecek kadar kazanabilen, ömrü belkide sevdiği işi ile ailesi arasında geçip giden bir adam olur. Olursa da fena olmaz ama böyle bir adamla da beraber olacak bir kız olur mu orası meçhul...Yolun daha çok başındayım farkındayım bunun ;ama sabredemiyor bazen insan. Bir şeylerin bir an önce olmasını istiyor. Sadece kendisi için değil, ondan ufak bir beklentisi bir umudu olan insanlar için de. 

            Zaman insanın en büyük düşmanıdır derler. Ben hayatımın en güzel günlerinde doğru zamanda doğru yerde olamadım. Çünkü gidecek bir yolum değil birden çok yolum vardı haliyle kayboldum. Kaybolanları, elimden yitip gidenleri aramıyorum; çünkü giden geri gelmiyor. Bundan sonrası kardeşim için, sahip olduklarını sımsıkı tutup kendi yolunda ilerlemesi ve doğru zamanda doğru yerde olması için...

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nasıl Olunmaz?

Dünyaya hoş geldiniz orospu çocukları!

Neyse Neyse...