Kayıtlar

Kasım, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kapitalizmin Krizleri

        İktisadi krizler hakkında yazmaya devam ediyorum. Çünkü hayatın kendisi bir kriz. Dünyanın globalleşmesine, bilginin daha hızlı ve daha geniş ağlara yayılmasına rağmen ekonomik krizlere bir türlü çare bulamıyoruz. Önceden öngöremiyoruz, doğru teşhisi koyamıyoruz ve en önemlisi tedavi için geç müdahale ediyoruz. Peki nedir bunun sebebi? Dünyada o kadar çok seçkin iktisatçı varken ve bunların çoğunun ülkelerin para politikalarını yönettiğini düşünürsek neden kapitalizm sürekli krizlere maruz kalıyor. İşte bu yazıda buna değineceğim.           Son 100 yılda iktisat ile hayatın her alanında karşılaşır olduk. Artık spor haberleri kadar ekonomi haberleri de takip ediliyor. Pazardaki domatesin, kümesteki tavuğun, tarladaki mahsulün insanlar için ne kadar değer ifade ettiğini biliyoruz. Krizlere engel olamamamızın en büyük sebebi bana göre insanları ekonomik bir veri olarak görmemizden olsa gerek. Teorik bilgilere boğulmuş bazı iktisatçıla...

Bir Parça Hayat...

          Hep bir kavganın içerisinde buluyorum kendimi. Kazanmak değil alnımdan akan terler yanağımdan süzülürken yenilgim beni gururlandırıyor. Olsun diyorum, mücaceleye devam. Yarınlara bırakıyorum umut dolu hayallerimi. Başkalarının başarılarında, mutluluğunda avutuyorum kendimi. Bi s.ktir çekiyorum hayatın tüm olumsuzluklarına, farkındayım  iyilerin erken, fakirlerin aç öldüğünün. O yüzden sabrediyorum.            Siz nasıl sabrediyorsunuz bu zor hayat koşullarına. Sanırım biliyorum; elinizdeki kumanda en büyük silahınız. İzlediğimiz dizilerin  neredeyse tamamında iyiler kazanıyor, ama bu doğru değil. O yüzden gerçek ile yüzleşin. Gerçek hayatta daima ciğeri beş para etmez insanlar kazanır. Güzel kızları, parayı, her şeyi. Film izlerken ne zaman bir seks sahnesi olsa babanız odaya girer. Siz zevkin sefasını süremezken birileri şehvetin ateşinde kavrulur.           Televizyonda binlerce re...

Büyük Belkiyi Aramak...

       Bazen varoluş sebebinizin peşinde gider ve kendinizi sonunda ışığın göründüğü bir tünelde bulursunuz. Hep bir adım daha atarak ışığı yakayalabilmenin heyecanını yaşarsınız. Aslında o adımı atmanın sebebi büyük belkiyi aramaktır. Bende o arayış içindeyim galiba...          Şansızlıklarım ve hayallerim arasında ortada kalmış tutunacak bir dal, yaslanacak bir gövde arıyorum. Hep yarınların hayalini kurarak bir günü geride bırakıyorum. Yani geleceği yalnızca o andan kaçmak için kullanıyorum. Bazı şeyleri farketmek ve onların üstesinden gelememek insanın canını acıtıyor. Neden yanlış zamanda dünyaya geldim diye hayıflanırım. Çok değil, Cumhuriyetin yeni kurulduğu dönemlerde doğsaydım fena mı olurdu. İnsanların hayallerinin peşinden koştuğu, sevginin ve sadakatin bir parça ekmek gibi bölüşüldüğü, alın terinin helal süt gibi içildiği, mutluluğun kaf dağının arkasında olmadığı dönemlerde yaşamak vardı.           ...

Eksi Faiz Üzerine Denemeler

            Eksi faiz kavramı uzun zamandır kafamı kurcalayan bir konuydu. Maalesef  bu konu hakkında işe yarar yazı bulmak da oldukça zor. İslami kesim ve son zamanlarda Avrupa'da tartışıla gelen bir konu. Charles Eisenstein bu konuya biraz olsun değinmiş.              Eski zamanlarda madeni paralar kullanılmadan önce insanlar genel ödeme aracı olarak kabul edilmiş bazı şeyleri para olarak kullanıyordu. Balık, tahıl hatta sığırları bile. İşte durum böyle olunca eski zamanlarda para arzını arttırmak üretimden geçiyordu. Yani tahılı para olarak kullandığınızı varsayalım. Belli bir süre sonra tahıl çürüyecek ve ortadan kalkacaktır. Böylece dolaşımdaki para azalacaktır. Arttırmak için de üretim yapılmak zorunda kalınacaktır. Bireyler ellerindeki tahılları birikim aracı olarak uzun bir süre tutamayacağından dolayı reel ekonomi de sürekli bir sirkülasyon olacak ve servet birikiminin önüne geçilmiş olunacak. Bu yüzden be...