Karıncaların Günbatımı
Bugünkü yazının başlığını yakın zamanda okuduğum ve aslında okumakta çok fazla geciktiğimi düşündüğüm bir kitaptan çaldım. Eğer bir yazar olsaydım ve tek bir hakkım olsaydı kesinlikle kitabımı bu isimle yayınlamak isterdim. Böylesine anlamlı ve insanı kendi iç dünyasında yolculuğa sürükleyen bir başlık olabilir mi? Maalesef bu güzelim memlekette yaşarken kıymeti bilinemeyen, bin bir zorluklar içinde ele muhtaç bir şekilde geçim kaygısıyla yaşayıp giden, geç anlaşılan, yarım kalmış sevdaların insanı çok var. Oğuz Atay beni şimdi anlamalısın dediğinde çok haklıydı aslında. Bu hafta sonumu hasta bir şekilde evde geçiriyorum. Sessiz sakin kafayla, yavaş yavaş okuyup, uzun uzun düşünüyorum. Tabii bu düşüncelerin sonu eyleme varmıyor. Kendi hayal dünyamda devrimler yapılıyor, memleket yönetiliyor, aşık olunuyor, yuva kuruluyor falan filan. Mark Fisher ve David Foster Wallace üzerine okuyup, düşünüyorum son günlerde. İkisi de 40'lı yaşlarında, en verimli çağlarında, şö...