Babam Gibi Olmayacağım...
Bir akşam arkadaşlarla geldik bir araya. İçimdeki mandıra filozofu başladı konuşmaya. 25.
yaşımızı da deviriyoruz beyler, ömrümüzün üçte birini tükettik. Elde ne var. Merak
etmeyin bir araya gelip iş kuralım demeyeceğim her zaman ki gibi. Ama siz de
aynı şeyi hissetmiyor musunuz? Özel olmak mesela. Babalarımızın evlatlarıyız
bunu inkar etmiyorum. Fakat hayal kurmanın da ötesine geçmemizin vakti geldi de
geçiyor. Ben artık sıkıldım bir şeyleri yarına ertelemekten.
Babalarımız borçlanıp ev alalım diyor. Kazık çakmaya gelmedik bu dünyaya.
Tek isteğimiz bir yuvamız olsun, hep beraber olalım öyle değil mi? Bilmiyorum
ya sonunu kestiremiyorum. Bir kıza ümit vermektense, kendi yolumda yalnız
başıma ilerlerim daha iyi mi diyorsunuz?
Sizce de
babalarımız tarafından azat edilmemizin vakti gelmedi mi? Evet vefa borcumuzu
bir ömür boyu ödeyemeyeceğiz. Ama bu onların istedikleri adam olacağımız
anlamına gelmiyor. Biz onların hikayelerinde figüran olmak zorunda değiliz.
Neden kendi hikayemizi yazmıyoruz. Olmazsa kaybedecek neyimiz var. Sil baştan
başlarız.
Birkaç
dakika sonra boş sokakta kendimizi koşarken bulduk. Kahkaha atıyorduk.
Çıldırmamıza ramak kalmıştı belki de. Babam
gibi olmayacağım diye bağırıyorduk. Göz göre göre yalan söylüyorduk ya hadi
neyse. Çünkü hayat ne kadar çok kaçmak istesek de bizi o yola sürüklüyordu.
Aynaya bakmamıza gerek yok. En büyük kanıt bizim varlık sebebimiz. Bundan
yıllar önce bugün baba dediğimiz adamlar, kendilerine söz vermemiş miydi sanki?
Belki onlarda babam gibi olmayacağım diye bağırıyordu. Hayallerini daha fazla
ertelemekten sıkılıp risk aldılar. Bir yuva kurdular. Ve aldıkları risk ortada.
Babam gibi olmayacağım diyen evlatlar…
Yorumlar
Yorum Gönder