Neyse Neyse...

       Masmavi gökyüzü, kuru bir soğuk ve ben yine bir başıma Üsküdar yolundayım. Koşturmadan, bir yere geç kalmayacağımı bildiğimden dolayı ağır ağır yürüyorum. Nasıl mutluluk verici bir şey anlatamam. Yolu uzatmak için ara sokaklardan gidiyorum,  elimde kitap ve defter. Baktığım her köşede geçip giden yıllara ait anıları canlandırıyorum bir bir. 

       Annemin de dediği gibi bol keseden laf atarak adam olunmuyor. Güzel günlerin hayalini kurarak, iyi bir gelecek kuracağıma inanıyorum. Ama her geçen gün kendime verdiğim sözün altında eziliyorum. Edip Cansever'in kağıda döktüğü gibi: "Unutulmuş gibiyim ben, ve insan bir bakıma unutulmuş gibidir. Bilmem ki nasıl anlatmalı. Yalnız bile değilim."  Bir zamanlar çocukluğumun en güzel günlerini geçirdiğim dostlarımla; aramızda hem görünen hem de görünmeyen mesafeler var. Evlenen arkadaşlarımla ister istemez görüşmez olduk. Halbuki bir zamanlar dert ortağı, sırdaşdık. Demek ki çift olmak böyle bir şey, yalnızlara aralarında yer yok. Sanırım dünyadaki en şanslı varlıklar kuşlar olmalı. Bizi öldüren mesafeler , onların yaşama amacı. 

       Çok mu aykırı yaşıyorum diye sormadan edemeyeceğim. Evet insanları telefonla da olsa arayıp halini hatrını sormaya üşeniyorum. Yalandan da olsa gönülleri hoş tutmayı öğrenmem gerek. Halbuki aradan yıllar da geçse kaldığımız yerden devam etmeyi becerebilen bir insanım. İnsanların mutluluğunu bile kıskanamıyorum arkadaş. Telefonu elime alsam veya kalksam yanlarına gitsem ; düşündüğüm anda bile ikilem yaşıyorum. Sonra tabi ki kendime yenik düşerek elimde kitabım, bir bardak çay olur veya sahlep vuruyorum Üsküdar'a.  Gülen yüzleri uzaktan izlemek yetiyor bana. 

       Her şeye rağmen arayıp soran dostlarım da yok değil. Sanırım onlarda çaresizlikten olacak ki işleri  düşünce arıyorlar. Babamı eleştirirdim eskiden ne işi var kahvehane köşelerinde diye. İster istemez ıstakaya taşları dizerken buluyorsun kendini. Arada espriler, bitmek bilmeyen goygoylar eşliğinde ruhumun yaşlandığını hissediyorum. Neden mi buradayım. Çünkü arkadaşlarımla başka türlü vakit geçirmenin imkanı yok. Bu saatten sonra da yeni insanları tanıyacak da takatim olmadığına göre...

      Raif efendi gibi daracık bir dünyanın içine sıkışıp kaldım? Zorluklar içinde geçen yıllardan sonra, iyi bir işe sahip olmakta tatmin etmedi. Çok sevdiğim bir abim paranın tadını alınca beni anlarsın demişti. Kulakları çınlasın hala anlamıyorum. Zaman akıp gidiyor, günler birbirini kovalıyor. Daha dün kardeşim olduğu gerçeğine alışmaya çalışırken, bugün sabah beraber kalkıp ben işe , o okula gidiyor. Babamla olan mesafeli ilişkimiz devam ediyor. O babasından göremediklerini haliyle bize de göstermiyor. Bende babamdan göremediklerimi  pek kafama takmıyorum. Gözlerime uyku çöker gibi oldu. O zaman  dedemin dediği gibi neyse neyse lafı çok uzattık haydi iyi geceler...
          

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nasıl Olunmaz?

Dünyaya hoş geldiniz orospu çocukları!