Midyeci Çocuk...

    Kuru soğuğun olduğu bir İstanbul akşamında kalabalığa karışıyorum. Kafamda milyonlarca sorular. Tüm bunların sebebi var olan sorunlar. Üsküdar'daki Mihrimah Sultan Camii'nin köşesinde bir midyeci çocuk. Soğuktan burnu ve kulakları kızarmış. Tezgah ağzına kadar dolu, midyenin tanesi 25 kuruş. 

      Eskiden çekinirdim konuşmaya ama artık tanımadığım o insanların hayat hikayesi ilgimi çekiyor. 21 yaşında askerden henüz gelmiş gencecik bir kardeşimiz. 9 kardeşi ve ailesi ile koskoca İstanbul'da mücadele ediyor. Soruyorum ona ne zamana kadar midye satmayı düşünüyorsun. Sigortan var mı? Evi geçindirebilecek parayı kazanabiliyor musun? Geleceğe dair bir hayalin var mı? Umudun var mı he ne dersin talihimiz açılır mı? Var mı sevdiğin bir kız? İstanbul'a gelme nedenleriniz neler? Mutluluk deyince aklına ne geliyor? 

         1 saat midyeci tezgahının başında konuştuk. Daha doğrusu o anlattı ben dinledim. Aklımdan geçen tüm soruları sordum. Onun anlattıklarını aktarıyorum şimdi. "Midyelerden kazandığım paranın bir kısmını biriktiriyorum. İleride pilav, nohut,ayran tezgahı açarım diye düşünüyorum. Birden yükselmekte gözüm yok be abi. Kardeşlerim okuyor. Onlar okuyup mesleklerini edinene kadar ne iş olursa yapacağım. Sigortaya ihtiyacım yok. Benim en büyük sigortam kardeşlerimin geleceği. 5 tane kardeşim okuyor, ben babam ve iki abim çalışıp evi geçindiriyoruz. Hafta sonları kardeşlerim de bize yardım ediyor. Çok şükür İstanbul'a gelirken köyde ne var ne yoksa satıp gelmişiz. Kendimize ait bir evimiz var burada. Tüm aile sığışıp yatıyoruz bir arada. Büyük abim 2 yıldır evli, bizimle beraber yaşıyordu. Çalıştık biriktirdik. Şimdi ona bir ev alacağız. Bizden ayrılacak. Sonra diğer abim için aynı şeyi yapacağız. 

         Geleceğe dair umudum tabi ki var. Ben ortaokuldan sonra okuyamadım. Şartlar el verse idi okur muydum? Neden olmasın be abi. Gecenin bu ayazında üç kuruş para için tezgah açmak zorunda kalmazdım belki. Akşamın bu saatinde sıcak evimde ailemle vakit geçirirdim. Yine şükürler olsun. Başımı sokacak bir yuvam var, karnımız doyuyor, ele muhtaç değiliz. Hayaller kuruyorum. Kardeşlerimin hepsi okuyup birer meslek sahibi olmuş. Anamı babamı rahata erdirmişiz. Neden olmasın belki bir gün tekrardan doğduğumuz topraklara geri döneriz. Diyarbakır'a hiç gittin mi abi? Ah keşke yıllar önce gitme fırsatın olsaydı. Bugün tarihi yok etmek üzereler ama; geçmişin güzel günleri hep anılarımızda. Ne zaman özlem duysak büyükler o eski güzel günleri anlatıyor. Sevdiğim bir kız var abi. Kendisi akrabamız zaten. Hele önce bir küçük abim de evlensin. Sıra bana da gelir elbet. O zamana kadar çalışıp birikim yapmaya devam. 

      Gönül isterdi ki memleketi bırakıp gelmeyelim koca İstanbul'a. Amcamı kaybettik abi. Farklı fikirleri vardı. Kendince inandığı şeyler. Hak, adalet, özgürlük, eşitlik gibi şeylerle kafayı bozmuştu. Çok okuyordu. Babam kıt kanaat bir araya getirip para gönderiyordu ona. O gelen parayı ihtiyaç sahibi arkadaşları ile bölüşüyordu. Bir gün haber alamamaya başladık. Babam çok gitti geldi Ankaralara. Meğersem örgüte katılmış. Babam binbir rica, yalvar yakar öğrendi yerini. Kod adından buldular amcamı. Ölürüm de dönmem dedi. Davam uğruna şehit olacağım. Oldu da. İki arada bir derede kaldık. Amcamın yasını tutamadık. Ölen bir teröristin arkasından ağıt yakamadık göz göre göre. Ama ölen de canımızdı kanımızdı. Jandarma bir akşam babamı sorgu için evden aldı. Potansiyel teröristtik belki de. 2 gün sonra bitkin bir şekilde eve geldi babam. Evvelsi ki gün İstanbul'a yola çıktık. O gün bugün yaşam mücadelemiz burada devam ediyor. 

           Mutluluk deyince aklıma çocukluğum geliyor. Hiçbir şeyin farkında olmadığım, omuzlarımda sorumluluk hissetmediğim evimizin bahçesinde özgürce koşabildiğim günler geliyor aklıma. Yaşıyoruz, karnımız doyuyor, hep beraberiz. Ama memleket özlemi bambaşka bir şeymiş. Yaşamadan anlayamıyorsun abi. Hâlâ daha kendimizi yabancı gibi hissediyoruz. 9 çocuk ile beraber bir evde tıkış tıkış yaşıyoruz. Doğurup doğurup soka atılan çocuk muamelesi yapıyorlar bize. Korkuyla bakarak büyüdüm ben, tedirgin. Anlaşılamamaktan ve anlatamamaktan korktum hep. Amcamın bir zamanlar okuduğu kitapları okudum. Para kazanmak için yaşamıyorum sadece. Dimdik ayakta durmak zorundayım kardeşlerim için. Ailemizi kurtaracak olan onlar...

       Evet bir dokunduk ve midyeci çocuktan ne hikaye çıktı. Hiç düşünmezdim bu kadar derin konuları konuşacağımızı. Halbuki aynı saftayız. Aynı dertlerden muzdaribiz. Aynı şeylerin peşinden koşuyoruz. Fakat biz daha konforlu bir yolculuk yapıyoruz. Memleketin gerçekleri bunlar işte. Farkında olmadığımız ne hikayeler var. Önemsiz görünen her şeyin ardında bir mutluluğa yolculuk, bir başarı hikayesi, acı, elem, ızdırap var. Ve biz kendi hikayemizin mutlu sonunu görmek isteyen izleyicileriz...

             

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Nasıl Olunmaz?

Dünyaya hoş geldiniz orospu çocukları!

Neyse Neyse...